Puan vermedi·428 syf.··
2019 46. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Eylül 2019 19:52
Deniz Erbulak'ın Yansıma adlı üçlemesinin ilk kitabı iyi, kötü, bir çok özellik barındırıyor. Kitabın öyküsü şu: Hande adında genç bir kız bir editör olarak çalışmaya başlıyor. Aslında bir psikiyatristle uzun süredir görüşmekte olan ve hatta kliniğe de yatmış olan bu genç kızın görevi çalıştığı yayınevinin en popüler kitaplarından birisi olarak Yansıma'nın yazarı Harun beyle görüşerek kitabın ikinci cildinin yazılmasını sağlamaktır. Kendisinden önceki editör işi bırakmıştır ve sağlık durumu pek iyi de değildir.Hande yazarıyla ilk görüşmelerinden sonra kitabı okumaya başlar ve... kendini kitapta anlatılan yerde bulur. Böyle anlatınca ne kadar basit geliyor. E, çünkü basit. Yazarın Derindekiler üçlemesindeki yalın dilin burada da aynı şekilde kullandığını görüyoruz. Demek ki yazarın oturmuş bir anlatım tarzı, bir üslûbu var, çok derin olma kaygısı gütmeyen ama sığ olmayı da kabul etmeyen bir üslup. E, bu da güzel. Editör Hande bir yandan ruhsal sorunları ve hastalığı ile boğuşurken bir yandan dünyada, hayatta kalmaya ve normallikle bağının kopmaması için uğraşıyor. Öte yandan kitabı okumaya başladığında kendini bulduğu o yeni dünya, yani Yansıma adlı kitabın içinde anlatılan dünyada akıl sağlığının ne duruma geldiğini gösteren olaylar ve insanlarla dolu. Yansıma adlı kitabın başkarakteri Nadven ve diğerleri bir salgın hastalıkla alt üst olmuş bu yeni yerde, Lande'de yani, hem gerçekliğini anlamaya çalışıyor, hem uyum sağlamaya çalışıyor. Kitabın iyi olan yönlerinin bir diğeri aslında hikâyenin birden fazla şekilde okunabilmesi olabilir: bu kitap, Yansıma adlı kitabı okuyarak o kitapta anlatılan dünyaya inerek orada yaşayan insanlarla bir araya gelen Hande üzerinden aslında Yansıma adlı bir kitap üzerine kurulu Yansıma adlı bir kitap okuyan bizlere, okurlara işaret ediyor: o dünyaya inen biziz, o heyecanları yaşayan biziz. Yansıma adlı o kitap aslında bizim okuduğumuz Yansıma adlı kitap. Aynı zamanda akıl ve ruh sağlığının gelgitleriyle uğraşan bir karakter olarak hande'nin kitap boyunca yaşadığı herşey defalarca ima edildiği ya da açıkça işaret edildiği gibi gerçek olanı anlayamayarak onu kendi hastalıklı zihninin imajları, halüsinasyonları gibi yaşayan bir karakterin hikâyesi de bir yandan. Böyle baktığımızda Hande'nin yaşadığı her şey aslında üzücü; yazarın bir yandan tam kotaramadığı bir inandırıcılıkla kurduğu Yansıma dünyası Lande bu kopuk, eksik, belirsiz garipliğiyle yazarın aleyhine bir puan olarak görülebilecekken kasıtlı olarak kurgulanmış olduğu düşünülürse, yani yazarın bütün bu eksik yönleri kasıtlı yaptığı, bilinçli olarak bu dünyayı yarattığı ve bunu yaparak hande'nin hastalığının altını çizdiği düşünülürse o zaman yazarın lehine bir not olarak kabul edilebilir. Ancak; Deniz Erbulak'ın yine de bilim kurgu ve fantastik kitapların yanında çok naif kaldığını söylememiz lâzım. Yazarlar çok daha derinlikli, daha ikna edici, daha yaratıcı dünyalar kurdular defalarca. Bu anlamda da Yansıma beş, on, on beş adım geriden geliyor hakikaten. Yine de yazarın gayretini takdir ediyorum kendi adıma. "Derindekiler" serisi bence yazarın kıvamını daha iyi tutturduğu bir çizgiden ilerliyor. Yazarın gerçek dünya baharatını artırması daha iyi olabilir. Ama tabii Yansıma aslında ruhsal anlamda hastalığı olan genç bir kadının zihninde bir türlü kurulamayan bir dünyayı anlatıyorsa o zaman daha farklı bakmak gerek. Yine de çok daha sağlam, çok daha iyi yaratılmış zihinsel dünyaları da okumuş olanlar için bu haliyle de naif kalıyor Yansıma. Serinin ikinci kitabını okur muyum diye düşünüyorum.
YansımaDeniz Erbulak · DEX · 201596 okunma
·
194 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.