3 kitaplık bir seri. Yansıma ilk kitap. Farklı bir dünyanın kapılarını aralattığından olsa gerek ikinciyi okurum hatta üçüncüyü de okurum.
Not: Dükkan kapalı, bir Lande'ye kadar gittim, geleceğim..
Ya kendi hasta aklının oyunuydu bu,
Ya başkasının hasta aklının.
Ya şimdi doğru hamleyi yapacaklardı
Ya düşeceklerdi oyundan.
Yazarın kalemi ile bu kitap sayesinde tanıştım. Yazarın ve kitaplarının bu kadar az tanınması çok üzücü. Çünkü okuduğum hiç bir kitaba benzemeyen bir kurgusu vardı ve hemen beni içine çekti.
Az sonra Dip Lande ' nin tünellerindeydi.
Çürümüşlüğün, anormalliğin , ölümün kucağında.
Nadven 'i bulmaya gidiyordu.
Deniz Erbulak'ın Yansıma adlı üçlemesinin ilk kitabı iyi, kötü, bir çok özellik barındırıyor.
Kitabın öyküsü şu: Hande adında genç bir kız bir editör olarak çalışmaya başlıyor. Aslında bir
Lande.
Bildiğiniz tüm şehirlerden uzak, farklı, karanlık ve korkunç bir şehir. Aslında var olmayan ama var olup olmadığını sorgulatan bir yeraltı şehri. Bir salgın hastalıktan ötürü karantinaya alınan ve insanların uzun seneler koma halinden uyandıkları, aklınıza gelmeyecek yaratıklarla dolu tuhaf bir şehir. Bu şehrin esas kahramanı ise Nadven.
Ve tüm bunların yazarı Harun Mahir. Lande’nin eski editörü, bu serinin yazılmaması için elinden geleni yapan Tarık Berca. Yeni editörü ise Hande Nüvit. Hande, zamanında halüsinasyonlarla uğraşmış ve bunun tedavisini görmüş bir kız ve bir gün kendini yeni editörü olduğu kitabın içinde bulunca yaşadığı kafa karışıklığını tahmin edebilirsiniz. Serini ilk kitabı Yansıma, tam olarak bize bu olay örgüsünü anlatmak için yazılmış. Lande’nin nasıl bir yer olduğunu, Nadven’in nasıl biri olduğunu ve aslında yazarın kaleminden çıkan her şeyi birebir yaşamak zorunda kalan ama bu hastalığa da, bu şehirden de kurutulmak isteyen karakterlerin editörle yaptığı işbirliğini okuyorsunuz. Hande bir süre sonra hangisi gerçek hangisi rüya bilmeden kitabın sonunda Nadven’i kurtarmak için kendini Lande’de buluyor. Kitap başta beni içine alırken biraz uğraştırdı ama sonra elimden bırakamadım diyebilirim. Lande’nin sokakları, yaratıkları ve Harun Mahir’in onlara nasıl bir kader yazacağının merakıyla ilk kitabı bitirirken devamını çok bekletemeyeceğimi anladım. Çok bilindik bir seri değil, zira belki de ben yeni keşfettim emin değilim ama kesinlikle hakkının verilmesi gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum şimdiden. Serinin sonunu da aşırı derece merak ettiğimi eklemeden geçemeyeceğim.
W Two Worlds ya da onun gibi diziler/filmler izlediyseniz bu kitap serisine bayılırsınız!
Hande adındaki kadın karakterimiz uzun süre psikolojik sorunlarla uğraşmış bir editör. Nadven ise Hande'nin editörlüğünü yapmaya başladığı 'Yansıma' kitabının ana karakteri.
Kitabın eski editörü olan Tarık Berca, serinin ikinci kitabı yazılmaya başlanacağı zamanda nedenini söylemeden, perişan bir halde projeden ayrılıp gözlerden kaybolur. Bunun üzerine iş yayınevine yeni gelen Hande'ye kalır.
Hande bir yandan psikoloğa gitmeye devam ederken diğer yandan da gidip kitabın yazarı Harun Mahir ile görüşmeye başlar. Harun Mahir'in ilk görüşmelerinde kızın kitabı okumadığını anlaması üzerine ona 1 günde kitabı bitirmesini istediğini söyler. Hande eve gittiği gibi kitabı alıp okumaya başlar. Gecenin ilerleyen saatlerinde uykuya dalar ve uyandığında kendini bambaşka bir dünyada bulur.
İki dünyada geçen kitapları sevdiğimden bu kitaba da bayıldım! Deniz Erbulak enfes bir kitap yazmış. Serinin devamını okumak içinde oldukça heyecanlıyım. Tam olarak bir konuya giriş kitabıydı. İlk kitapta beklediğim şey karakterlerin öpüşmesiydi(çaktırmayın) olmadı ama neyse diğer kitaplarda olur deyip devam ediyoruz. Karakterler öyle pek yaklaşmadılar birbirlerine ama bir sahne de neredeyse öpüşecek gibilerdi. Orayı anlamadım açıkçası "ne ara buraya geldik?" dedim. Macera, aksiyon, her şey harikaydı. Sadece kan, et bu konulardan birazcık fazla bahsediliyor, dayanamıyorsanız okumayın. Enfes bir kitaptı bence ya. Hadi bunu da okuyalım.
Herkese selammm arkadaşlar ocak ayı benim için Deniz Erbulak oldu desem yeridir (bilen bilir deniz erbulağı ne kadar sevdiğimi) bir diğer ve basılmış son serisi olan Yansıma serisiyle karşınızdayım bütün kitaplarını okudum desem yeridir açıkçası (en azından benim sevdiğim tarzda olanları) şimdi Yansıma serisinin ilk kitabı olan Lande; yazarın diğer kitaplarında kullandığı o akıcı sade yazım tekniği ile yazılmış, yazarın en sevdiğim özelliği bu yormuyor, sıkmıyor ve sayfalar su gibi geçiyor hikayeden bahsedecek olursak aslında biz kitap severlerin en büyük fantezisi işlenmiş diye bilirim :) kitabın dünyasına geçiş yapmak, işte kitaptaki baş karakterimiz Hande tamda bunu yapıyor ve bu sayede başına gelen olayları okuyoruz ( kitaptan geçiş yaptığı şehir Landeyi öyle masallar diyarı hayal etmeyin ve burda yakışıklı prensler ve güzel prensesler yok aksine insan eti pazarlayan kasaplar ve tuhaf canlılar var) karakterlerden neden bilmem Lande de ki İta Sinistrayı çok sevdim ve tabi onun işlettiği Sava kitap evi oranın da atmosferine bayıldım onun haricinde Hande karakteri de oldukça yerindeydi o akıl ve ruh sağlığı gelgitleri, biraz sisli olan geçmişi karakteri sevmemi sağladı diye bilirim ve birde Nadvenımız var Landenin atarlı karakteri diye biliriz ona kanım zamanla kaynayacak diye düşünüyorum şimdilik benden bu kadar kitabı okuyun ve Deniz hanıma bir şans verin pişman olmazsınız herkese iyi okumalar 1k ailesi :)
Kitabın çok keşfedilmemiş olmasına çok üzüldüm. Kesinlikle mükemmel bir kitap ve mükemmel bir kurguydu nasıl başlayıp nasıl bittiğini dahi anlamadım. O kadar akıcıydi ki kesinlikle terar okumak isteyeceğim bir seri. 3 kitap oluşuyor kitap. Son sayfasına kadar heyecanini hiç kaybetmedi.
Konusuna gelirsek.... Genç ediyor olan Hande Çivit, Yansıma kitabının ikinci kitabına editör olarak atanır. Tabiki ilk editörün ortadan kaybolmasının çok büyük payı vardır.Yazar Harun Mahir yansıma kitabiyla çok büyük bir çıkış yapmış. Şuan ikinci seriyi yazmaya çalışıyor. Hande ise kitabı okumamisti ve yazar bunu duyunca çıldırıyor ve hemen bir gecede okumasını istiyor. Kızda bir şekilde bulup okuyor. Ertesi gün yazarın evine gider ve yazarın bir nöbet geçirmesine tanık olur. Yazar garip bir şekilde sayiklar. Hande hiçbir anlam veremez. Eve gider evinin önünde eski ediyor tarık beyi görür adam bitik ve sanki garip bir şekilde kızın karsina çıkar. Ve kıza editörlügu bırakmasını ve yansıma kitabının devaminin basilmamaisni hatta engel olmasını söyledi. Kız sok oldu. Kıza giderken kitap okuma ,televizyon izleme ,tiyatroya gitme gibi bir sürü garip şeyler söyldi ve en önemlisi sakın yansıma kitabını okuma dedi. Kız inanmadı ve o gece yansıma kitabını okuyarak uyuya kaldi. Peki ne mi oldu ... Kız romanın içinde uyandı baş kahramanla birlikte aynı evde ... Asıl macera şimdi başlıyordu Hande ve kitap kahramanımiz Nadven için ..... Bu arada Hande psikolojik sorunlar yaşayan bir kızdı. Kesinlikle okunmaya değer bir kitaptı. Hemen 2. Kitaba başlıyorum ve yazarın kalemin sağlık diyorum ......
Psikolojiye dair bilgiler, distopik ve masalsı öğeler içeren Yansıma serisinin ilk kitabı Lande, barındırdığı gizem unsurları,ana karakterin gerçekliğe, hayal dünyasına ilişkin sorgulamaları, ürpertici, karanlık atmosferi ve duru anlatımı ile sayfaları merak içinde çevirdiğim çok akıcı bir hikaye resmediyor.
Halüsinasyon ve sanrılar gibi psikotik belirtileri sebebiyle psikiyatrik tedavi gören Hande Nüvit, hastalığını kontrol altına aldığını düşünür. Çevresine bu durumu kanıtlamak için sergilediği yoğun çaba ve kontrol, başına gelen olayları sürekli sorgulamasına ve duyumlarına güvenmemesine sebep olur. Okul başarısı ve varlıklı ailesinin bağlantıları sayesinde tanınmış bir yayınevinde işe başlayan Hande, çok satan Yansıma kitabının editörlüğüne getirilir. Kitabı okuma sürecinde kendisini hikayenin geçtiği Lande şehrinde ve olayların merkezinde bulması sonucu, yaşantılarının zihninin bir oyunu mu, yoksa fantastik bir yolculuk mu sorgulamaları ile heyecan verici hikaye başlar.
Çoğu insan için sıradan olan , rutin olayların bile gerçek mi halüsinasyon mu soruları ile sürekli irdelenmesi yaşanılan çaresizliği direk okuyucuya geçiriyor. Kestirilemeyen gizemli öğeler, kasvetli, karanlık Lande şehrinin betimlemeleri, korkutucu varlıklar ve kişiler arası ilişkilerdeki dinamiklere yapılan göndermeler ile çok beğenerek ve soluksuz okuduğum bir kitap oldu. Kitap öyle bir yerde bitti ki, kısa bir ara vererek heyecanla ikinci kitaba başlayacağım.Psikolojiye dair bilgilerin distopik bir kurgu içinde verildiği bu seri herkese önerimdir.
Kitaba başlamadan önce beklentim yüksekti fakat kitap beklentimi karşılamadı kötü değil konusu bir türk yazar için oldukça ilginç ben daha kuvvetli bir roman bekliyordum bakalım serinin diğer kitapları beklentimi karşılıycak mı
Deniz Erbulak, 2007 yılında yazdığı ilk gençlik romanı serisi 14 Yaşında Bir Genç Kızım Ben ile tüm gençlerin kalbini kazanmış bir yazardır. Başarılı kurgusu ve empati yeteneği ile gençlerin gözünden bakabilen ve onların sorunlarını samimi bir üslupla aktaran Erbulak’ın yeni serisi Bu Hayat Benim de, yaptıkları her seçimde kendi geleceklerini kurduklarını fark etmeye başlayan gençlere odaklanıyor ve arkadaşlığın sıra dışı doğasına örnekler veriyor. Doğan Egmont’tan çıkan son kitabı Ölü Bir Kızın Maceraları’nda ise ailesi ile birlikte hayalete dönüşen Gizem’in komik maceralarını anlatıyor.
Ayrıca yazarın yetişkin okura yönelik yazdığı bilimkurgu-macera türündeki romanı Kıyametle Savaşanlar ile farklı iki insanın beklenmeyen aşkını anlatan Aşkın Ötesinde 2011 yılında yayınlanmıştır. Yazarın, Türk Edebiyatında gotik bir örnek yaratma amacıyla yazdığı Adak adlı gerilim romanı ise 2014'te okurla buluşmuştur.
Kaynak: Sosyal Medya