Deniz Erbulak ile tanışma kitabım "Aşkın Ötesinde "yedi. Yormayan, çok yalın ve samimi, ilgi çekici bir üslubu olduğundan çok sevmiştim. Bu sebeple birkaç kitabını daha okumak istedim.
Araştırırken "Derindekiler " karşıma çıktı. Konusu da ilgimi çekti.
Derindekiler üç kitaptan oluşan bir seri. Serisinin ilk kitabı olan Şüphe , popüler tatil beldesi olan Çeşme'de geçiyor.
Su Ürünleri Fakültesi'nde, Turizm ve Otelcilik Meslek Yüksek Okulu'nda okuyan bir grup öğrencinin arkadaş olduğu sıcak, keyifli, gizemli olayların yaşandığı bir kurgu ile karşılaşıyoruz.
Kafa dinlemek, daha sakin bir akademik hayat geçirme beklentisiyle İstanbul'dan Çeşme'ye gelen Su Ürünleri Fakültesi Deniz Biyolojisi Profesörü Timur Betim, kendini ilginç ve bir o kadar gizemli olayların içinde bulur.
Su Ürünleri Fakültesi'nin yakınındaki koyda da Deniz Bilimleri Enstitüsü bulunmaktadır. Enstitüye araştirma yapma amacıyla yurt dışından gelen akademisyenler de vardır.
Su Ürünleri Fakültesi ile Deniz Bilimleri Enstitüsü adeta birbirine rakiptir.
Birtakım deniz kazaları ya da başka bir şeyin yol açtığı denizde yaşanan ölümler öğrenci ve birkaç akademisyenin ilgisini çeker.
Timur Betim'den önceki profesör olan Tuncer Toroslu bu olayları araştırmaya başlar ve öğrencisi olan Barış ile birlikte çalışır. Fakülteden ayrılıp giden Tuncer'in cesedi denizden çıkınca işler iyice içinden çıkılmaz bir hal alır. Polisler araştırmaya başlayınca Timur Betim de kendi imkânlarıyla araştırmaya koyulur.
Tuncer'in işaretlediği makaleleri, aldığı notları okudukça Timur Betim denizde bir şeyin varlığına inanmaya başlar. Barış başından beri konunun içinde olduğundan onunla bilgi alışverişi yapar.
Evrim, mutasyon, genlerle oynanma, gürültü kirliliği, çevresel faktörler acaba denizdeki canlıları nasıl