Kitabın yarısını geçtim ancak sabrımın çoğunu kaybettim. Bütün kopukluklar eğer kitabın sonunda bir yere bağlanmazsa geçen zamanım için üzüleceğim.
Keçiboynuzu yemek gibi bu kitabı okumak, yani az bir tat alabilmek için neredeyse yarım kilo kekre bir bitki kemirmek...
Çok uzatılmış ve kendi mantığını açıklayabilmekten uzak tanımlamalar, zorlama karakterler ile sabır taşı çatlatan bir hikaye.
Bitirdiğimde tekrar yorumumu gözden geçireceğim.
Bitirdim nihayet. 400 m. engelli koştum, sonunda ödül de yok. Biçimin hikayenin fersah ötesine geçtiği türleri sevmiyorum. Nokta.
2312Kim Stanley Robinson · İthaki Yayınları · 201668 okunma
Kim Stanley Robinson’un birçok kitabı gibi 2312 de bilimsel bilimkurgu anlamında zengin içeriği ile okuru karşılıyor. Gezegenleştirme -terraforming- temalı kitapları ile tanınan yazar, bu alanda okunabilecek en detaylı kitaplara imza atmış biri. Özellikle Mars Üçlemesi adlı seri -ülkemizde maalesef iki farklı zamanda sadece ilk kitabı yayınlandı- bu konuda ders niteliğinde. Zira yazar kitaplarında bilimden bir an olsun ayrılmıyor. Şimdi anlatacağım kitabı da bu durumdan bir hayli nasibini alıyor.
İki bin üç yüzlü yıllardayız. Artık Güneş Sisteminin birçok gezegen ve uydusunda yaşayabiliyoruz. Bir bakıma da toplumsal olarak bambaşka bir tanım gerektirecek hale gelmişiz. Özellikle bilimsel çalışmaların dikkatimize sunulduğu kitapta ilk olarak bu kolonileşme süreci dikkati çekiyor. Zira mevcut teknolojimiz hesaba katıldığında pek de akla yatkın gelmeyen durumu, bu denli detaylı okumak memnun edici. Yaklaşık üç yüz yıl sonra neler olacağının bir öngörüsü olarak da yorumlanabilecek olan eser, bir ölüm haberi ile başlıyor.
Merkür gezegeninin Tanyeri adlı şehrindeki beklenmedik bir ölüm akıl almaz olayların da kapılarını aralıyor. Esasen okuyunca her biri çok mantıklı gelen olaylar silsilesi, yazarın detaycı yaklaşımı sayesinde okurun zihninde gerçekmişçesine beliriyor. Bahsettiğimiz olayların merkezinde ise Swan Er Hong adlı sıradışı bir sanatçı yer alıyor. Söz konusu ölümün ardında neler döndüğünü anlamak, daha büyük yıkımlara engel olmak için gezegen gezegen dolaşıyoruz.
lagaribilimkurgu.com/2312-ya-da-iki-...
2312Kim Stanley Robinson · İthaki Yayınları · 201668 okunma
Vay benim hayallerim, vay benim çileli başım. Ne umdum ne buldum! Hayatımda okuduğum en kötü kitap, hatta arttırıyorum kitap bile değil safi israf. Heinlein mezardan çıkıp herkesin suratına tükürse haklı, o kadar.
Bir konu var orası kesin ama bu kadar anlatılamaz. Kitabın yarısına geliyorsunuz hala konuya girilecek. Gereksiz ayrıntılar yığını.
O kadar ödül almasının nedeni, kitaptaki "erdişilik" kavramı bence. Malum çok popüler artık.
Kitabı ve yazarı sevenlerin affına sığınarak olmamış diyorum, olamamış.
2312Kim Stanley Robinson · İthaki Yayınları · 201668 okunma
Yıl 2312, insanoğlu uzayda yayılabildiği kadar yayılmış, yapay zeka, kuantum bilgisayarlar her yerde ancak insanların politika, cinsiyet, varoluş sancıları, ölüm gibi kavramlar form değiştirmekle birlikte temelde aynı kalmış hatta tüm bunların üstüne bir de insansı yapay zekanın bilinci tartışması eklenmiş. Beklenmedik bir ölüm, ardından gelen terör olayları, bunların araştırılması sırasında gelişen bir aşk hikayesi. Klasik akış fonda 2312 yılı olunca harika bir kitaba dönüşmüş #kimstanleyrobinson #2312 #nebulaeniyiromanödülü #robertaheinleinödülü #herooftheenvironment
2312Kim Stanley Robinson · İthaki Yayınları · 201668 okunma
Bir başka ödüllü vasat kitap. Kitabın açılışı muhteşem, devamı ise akmıyor sıkıyor gereksiz tasvir yığınına dönüyor. Baştaki saldırıyı okuyup gerisini okumasaniz pek bir şey kaybetmezsiniz.
2312Kim Stanley Robinson · İthaki Yayınları · 201668 okunma
Elimizde bol ödüllü bir kitap var. Yoğun emekle yazıldığı her halinden belli. Kitapta olan, olabilen ve olabilecekler iç içe. Neredeyse her sayfada alıntı ve gönderme var.
Haliyle okumak yorucu. Kitap yavaş ilerliyor ve bitmeye biter ama benim aklımda bilimsel verilerden neler kalır orası tartışılır.
Keşke yazar bütün verileri tek kitaba sıkıştırmak yerine daha çok hikaye oluşturup bilgiyi bunlara yedirerek yavaş yavaş bize aktarsaydı. Milyon sayfa da olsa şikayet etmezdim. Az hikaye-çok veri başımın dönmesine neden oldu.
Başlarda listeler ve ayrıntılar garip geldi, amacını anlamadım, neden sonra anladığımda ise fikri oldukça zekice buldum ve hoşuma gitti.
Gelecek tasfirlerinde erdişi- çiftcinsiyetli insanlar tuhaf bir his veriyor. Bir insan önce baba, sonra anne, sonra yine baba... olabiliyor.
Gelecek insanı; insan ömrünü uzatmanın, gezegenleri dünyalaştırmanın, insan beynine başka varlıklardan aşılama yapılmasının, beynimize kuantum bilgisayarları yerleştirmenin, bir çok sorunun çözümünü bulmuş ama kendi dünyamız kirlenmiş, buzullar erimiş ve hala eriyor, deniz seviyesi yükseliyor, karaları yutuyor ve hala açlıktan ölen insanlar var.
Ütopya ile distopya iç içe geçmiş. İnsanlar güneş sisteminde buldukları neredeyse her kara parçasında yaşamayı becermişler ama hala bir şeyleri kaybettikleri duygusu huzurlarını kaçırıyor.
İtiraf etmek gerekirse ağır ilerleyen bir kitaptı. Zihnimde bıraktığı etki şaşırtıcıydı. Sıkıla sıkıla okuyordum. Sanırım bir yerde beni kendine öyle bir bağlamış ki bunu nasıl ve ne zaman yaptığını fark edemedim bile.
Okumak isteyenlerin kitaba sabırla yaklaşmalarını öneririm. Sonuç sizi de şaşırtacaktır. İyi okumalar.
İnsanlık uzaya yayıldığında nasıl olur üzerine düşündüren bir bilimkurgu kitabı. Hızlı bir başlangıç, ortalarda yavaşlayan bir hikaye ve sonra tüm olaylar hızla birbirine bağlanıyor. Aşka dair hoş şeyler de var. Hem naif hem sıradışı bir aşk. Hem çok olağan hem de farklı. Ve kitabın düşündürdüğü bir soru: Uzun bir ömür sahibi olmak için çift cinsiyetli olmayı kabul eder miydiniz?
Kitabı almış olduğu ödüllere kanarak büyük bir hevesle almıştım ancak kitabı okumaya başlayınca bu ödüllerin nasıl verildiği ile ilgili kafamda soru işaretleri olmaya başladı . Bir bilim kurgu kitabı ancak bu kadar ağır olabilir ve bir kitap ancak bu kadar detaylı bir betimleme olabilir. Her şey hakkında o kadar çok betimleme var ki bir müddet sonra kafanızda kuramıyorsunuz bile o ortamı. Kitabın yarısında bırakmak istedim ama gurur yapıp bitirmek için kendime eziyet ettim. İçerisindeki alıntılar ve listelere girmiyorum bile.Kitabın 300. sayfasında bile asıl konunun ne olduğu anlaşılmıyor. Sonuç olarak kurgu 0, akıcılık 0. Tek kelime ile zorlama bir bilim kurgu kitabı olmuş.
2312Kim Stanley Robinson · İthaki Yayınları · 201668 okunma
Olaylar arası bağlantı kurmakta zorlanacağınız hatta ben nasıl bir kitap okuyorum böyle dediğiniz. Bırakmak için fırsat arayacağınız fakat sabredip bitirdiğinizde pişman olmayacaksınız.
2312Kim Stanley Robinson · İthaki Yayınları · 201668 okunma
Amerikalı yazar Kim Stanley Robinson 1952’de doğdu. Lisans eğitimini San Diego Üniversitesi’nde, yüksek lisansını Boston Üniversitesi’nde edebiyat üzerine yaptı.
Eserlerinde sıklıkla doğal felaketleri işleyen, çevreci bir bilimkurgu geleneğinin önde gelen temsilcilerinden biri olan Kim Stanley Robinson 2008 yılında Time dergisi tarafından “Hero of the Environment” seçilmiştir.
İlk romanı The Wild Shore ile kariyerine başlayan Robinson, bugüne dek 18 roman yayımlamıştır. Kariyeri boyunca çeşitli eserleriyle Hugo, Locus, Nebula ve World Fantasy ödüllerine layık görülmüştür. En önemli eserleri Kızıl Mars, Yeşil Mars ve Mavi Mars’tan oluşan Mars Üçlemesi’dir.
2016 yılında, “insanlığın uzay keşfini teşvik etmek adına bilimkurgu veya teknik yazılara üstün katkıları” dolayısıyla Robert E. Heinlein Ödülü’ne layık görülmüştür.