Dış dünyadan kendini soyutlamış sessiz bir adam( Raif Efendi )ve yaşadıklarını yazdığı bir defter. O sayfalarda buluyoruz Raif Efendi'yi, sevinçleriyle ve hüzünleriyle.
Raif Efendi, Almanya'da katıldığı bir resim sergisinde bir portre görüyor. Maria Puder'in kendini resmetmesiyle oluşan bir portre. Kadını daha önce hiç görmemesine rağmen siması tanıdık geliyor.
"Bu çehreyi veya benzerini hiçbir yerde, hiçbir zaman görmediğimi ilk andan itibaren bilmeme rağmen, onunla aramızda bir tanışıklık varmış gibi bir hisse kapıldım. Bu soluk yüz, bu siyah kaşlar ve onların altındaki siyah gözler; bu koyu kumral saçlar ve asıl, masumluk ile iradeyi, aonsuz bir melal ile kuvvetli bir şahsiyeti birleştiren bu ifade, bana asla yabancı olamazdı. Ben bu kadını yedi yaşımdan beri okuduğum kitaplardan, beş yaşından beri kurduğum hayal dünyasından tanıyordum."
İlerleyen günlerde Maria Puder, Raif Efendi'nin karşısına çıkıyor ve kitabımız böyle başlıyor.
Ben kitabı çok beğendim. Kitabın üslubundan olsa gerek kendimi olayın içinde Raif Efendi'nin yanında buldum. Umarım sizin de okuma fırsatınız olur ve siz de beğenirsiniz.