Gönderi

7/10
·484 syf.··
2019 18. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 08 Eylül 2019 19:47
Gogol’ü iyiden iyiye tanıdığım bu günlerde Ölü Canlar’ı da okuduktan sonra söyleyebilirim ki kokuşmuş devlet düzenine, özünü yitirerek yozlaşan insan ilişkilerine, edebi sanatta ise romantizme isyandır kendisi. Önce işin edebiyatına bakalım. Realizm hakkında biraz araştırma yapınca kronolojik olarak Gogol’den önce eser vermiş olan Stendhal ve Balzac’ın adları anılıyor. Belki bilmediğim başkaları da mevcuttur. Ancak bu iki yazarın da en ünlü eserleri olan ve kurgu itibariyle birbirine çok çok benzeyen Vadideki Zambak ile Kırmızı ve Siyah’ı kendim tam olarak bu realizm terazisine oturtamıyorum. Çünkü iki romanda da idealize edilmiş güçlü karakterler yaşama motivasyonlarını bir an için bile kaybetmeksizin belli bir doğrultuda akar giderler. Ben bunlara geçiş dönemi eserleri demenin daha uygun olacağını düşünüyorum ve kimlere ait olduğunu hatırlayamadığım yorumlar da bu yöndeydi. Oysa Gogol, Ölü Canlar’da romantizmin büyük erdemlerinden, ideal insanlarından artık gına geldiğini kendine has mizahi üslubuyla açık açık anlatır; “Evet, her şeye karşın romanımıza kahraman olarak erdemli bir insan seçilmemiştir. Bunun nedenini de açıklayabilirim. Çünkü bırakalım da şu zavallı erdemli insan bir rahat soluk alsın artık. Çünkü olur olmaz herkesin ağzında bir erdemli insandır gidiyor. Çünkü adeta bir beygire döndürüldü erdemli insan: Üzerine binip, kıçına sopayı basmayan yazar kalmadı. Çünkü erdemli insanın anasından emdiği süt burnunda getirildi ve onda artık ne erdemin e’si, ne de kemik üzerine gerilmiş bir deriden başka bir beden kaldı. Çünkü erdemli insana hep ikiyüzlü davranıldı. Çünkü erdemli insana hiç saygı duyulmadı. Yeter artık! Sıra alçakları arabaya koşmada! Öyleyse biz de bizim alçağımızı koşalım arabaya!” (272) Romanının kahramanı hakkında bazen “alçak” gibi ifadeler kullansa da o zamanlara kadar işlenen salt iyi-kötü karakterlere de bilendiğini kurgunun içindeki bazı diyalogların yanı sıra şu ifadeden anlayabiliriz; “Hayatın içinde böyle biriyle karşılaşan okur, onunla tuz ekmek paylaşır, hatta hoşça zaman bile geçirir; ama aynı tip, bir romanın kahramanı olarak bir kitapta karşısına çıktığında ona yan gözle ve kuşkuyla bakar. Aklı başında bir insan kimseden nefret etmez bunun yerine karşısındakini dikkatle inceler, tüm varlığını derinlemesine kavramaya çalışır. “ (294) Benim sınırlı edebi repertuarımla görebildiğim kadarıyla, idealize edilmemiş sıradan bir insanı, salt kötü veya iyi değil de her yönüyle veren ilk yazardır Gogol. Bu konuda uyarılara açığım. Gogol’ün üslubu ise zarif ve eşsiz bir ironiye sahip. Bir memur, soylu veya tüccar tasvirine inceden dalga geçerek başlar. Ama sonrasında bu zarafetin romanına da konu olan kalın kafalılara layık olmadığını düşünmüş olacak ki açık açık giydirmekten de geri kalmaz. Ancak mizahı sadece eleştiri amaçlı kullandığını söylemek de yanlış olur. Onun vazgeçemediği bir parçasıdır bu. Örnek; “Doğanın üzerlerinde fazla uğraşmadığı, ince işleri için eğe, burgu gibi aletler kullanmadığı insanlar vardır; baltanın bir vuruşuyla burun, bir başka vuruşuyla dudaklar çıkmıştır ortaya; gözler için kocaman bir matkap kullanılmış ve bütün bu organlar tesviye edilmeden, ince işleri yapılmadan, “Yaşıyor!” denilip salıverilmiştir.” (111) Kıymetlimiz Rus yazarları diğer çağdaşları gibi ota çöpe yazmamışlar. Büyük amaçları, siyasi yanları var hemen hepsinin. Ölü Canlar’ın ilk cildini, eşsiz yurdu Rusya’nın kötü yanlarını göstermek için yazdığını söyler Gogol. Siyasi kaygılar edebi kaygılardan önce gelmektedir. Ölü Canlar örneğinde bir gezginin önünde sırayla farklı Rus karakterler incelenir. İyi niyetli, tembel, çıkarcı, ciddi insanlar sırayla madde madde sıralanır okura. Hedefte memur ve soylu sınıfı vardır. Ağır aksak işleyen bürokrasi, kasten sürüncemede bırakılan işler, rüşvetin kanıksanması, mülk ve zenginlik hırsı ve sair yozluklar hunharca bir ironiyle işlenir. Dünyevi hırslarla, özellikle de zenginlik hırsıyla dolmamış insanlardan ise sempatiyle bahsedilir. Mujiklere de pek toz kondurmaz Gogol, tüm iyilik-kötülükleriyle sıcak bir tarzla anlatır kaderi kendi ellerine verilmemiş bu insanları. Son olarak “O roman yarım kalmış yhaaa ” gibi söylemlerde bulunan şahıslar “Edebi ürünü sonu için mi okuyoruz ehe ehe” benzeri savunma mekanizmalarıyla zihinden uzaklaştırılıp bir an önce okunacaklar arasına alınmalıdır Ölü Canlar. Dostoyevski, Tolstoy, Bulgakov’un ilham perilerinin uçuştuğu satırları görmek için bile okumaya değerdir.
Ölü CanlarNikolay Gogol · İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,4bin okunma
··
33 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Gogol şüphesiz sıradan insanı ilk işleyen yazardır. Çağdaşları salonlarda soyluları anlatırken kendisi Rus kırsalında mujikleri anlatmıştır. Toplumsal gerçekçiliği ile kendinden sonraki Rus yazarlarında çok üstünde bir yere koyarsak yanılmış olmayız Gogolu. Misal, Dostoyevski de ağır toplumsalcıdır ama kişileri kentlerin ara sokaklarındanki öğrenciler, faişeler, dilenciler, sarhoşlardır. Dostoyevski kentlidir ve kenti anlatır her zaman. Gogol daha kapsayıcıdır, tüm rusyayı dolaştırır okuruna. Neyse lafı çok uzatmayalım, Gogol tam bir toplumsal gerçekcidir, toplumsal gerçekliğin babasıdır ve Dostoyevskinin deyişiyle hepimiz Gogolun Paltosundan çıktık, diyelim. Eline sağlık. Çok keyifli olmuş. Sevgiler, selamlar.