·242 syf.····Okunma: 22 Ağustos 2015 00:00 Alkım Uyar ilk kitabında ülkemizde çok fazla örneği görülmeyen bir distopya denemesi yapmış. Uzak bir gelecekte dünyadaki olumsuz gelişmeler, özellikle de güneş ışınlarının zararlı etkileri, Retip şehrinin yöneticilerini bağımsızlıklarını ilan etmeye ve şehri dev bir kalkan altına sokarak dışarıdaki olumsuzluklardan uzak tutmaya yöneltmiştir. Bu olaydan yüzlerce yıl sonra Retip şehri Yönetim tarafından oldukça sıkı kurallarla yönetilen ve son derece sınıfsal bir toplum haline gelmiştir. Toplumun en üst katmanlarındakilerin sanatla uğraşmasına izin verilir, gelir durumları da iyi olduğu için rahat yaşayabilirler. Büyük teknolojik gelişme sayesinde herkesin her an nerede olduğunun izlenebildiği ve her türlü işlemin elektronik olarak yapılabileceği bir sistem geliştirilmiştir.
Toplumun alt katmanlarında yaşayanlar ve şehre gelen göçmenler gettolarda yaşarlar. Zaman zaman şehrin dış mahallelerinde dolaşan radyoaktif bir bulut karşısına çıkanların ölmesine neden olur.
Tarin üst sınıflardan bir kızdır ve Akademi'de sanat bölümünde okumaktadır. Yakın zamanda ölen anneannesini kendisine bıraktığı esrarengiz bir kitap eline geçer. Bu kitap artık varolmayan eski bir dilde yazılmıştır ve bu dili bilen çok az eski dil uzmanı kalmıştır. Tarin kitabı çevirerek ne olduğunu anlamasına yardım edecek birisini ararken karşısına orta sınıflardan uçarı bir delikanlı olan Yarmuk çıkar. Yarmuk para kazanmak için bir tür mafiaya bulaşmıştır ve onların patronu Yarmuk'tan esrarengiz bir kitabı bulmasını ister. Her iki genç kendi aradıkları kitapların birbirini tamamladığını ve çok eski bir kehanete ışık tutacaklarını keşfederler.
Distopya edebiyatı içinde düşünüldüğünde eli yüzü düzgün bir kitap ortaya çıkarmış Uyar. Ancak ben kitapta bazı sorunlara rastladım. Birincisi iki simetrik ve ilişkili kitap olmasına rağmen kitabın sonunda bundan pek yararlanılmamış. Bize ve günümüze yabancı kavramlarla oluşturulan bir gelecek dünyayı tutarlı olarak betimleyebilmek zor olduğu için zaman zaman farklı anlatımlar ve oluşturulan toplumun dinamiklerinde aksamalar olduğu kanısındayım. Bir de beni oldukça rahatsız eden, kullanılan bazı terimlerin günümüz Türkiye'sinden popüler deyişler olmasıydı (örneğin "candır"). Kitapta herhangi coğrafi ve kültürel referans yok, dolayısıyla bu terimlerin halen kullanılıyor olmasının mantıklı bir açıklaması da yok.
Kitabın sonu bir devam kitabına açık gibi görünüyor. Bahsettiğim aksaklıklara rağmen az görülen bu türde okunabilir bir yapıt ortaya koymuş yazar.