Gönderi

8/10
·592 syf.··
2015 9. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2015 00:00
Selim İleri gençlik dönemimde en severek okuduğum yazarlardan biriydi. Özellikle lise dönemimde yatılı okulda oldukça bireysel bir yaşam sürerken İleri'nin duyarlıklı öyküleriyle son derece benzer bir ruh halinde olurdum. Cumartesi Yalnızlığı, Bir Denizin Eteklerinde, Dostlukların Son Günü ruhumda izler bırakmış öykülerle dolu kitaplarıydı. Daha sonraları Her Gece Bodrum, Ölüm İlişkileri, Cehennem Kraliçesi gibi romanlarında 70'lerin sonu ve 80'lerin başındaki aydınların kimi zaman marjinal, kimi zaman geleneksel ama genelde mutsuz yaşamlarını anlatmaya başladı. Onları da zevkle okuduğumu anımsıyorum ama öykü kitapları her zaman tercihim oldu. 1990'lardan sonra Selim İleri'yi çok fazla izleyemedim ama aynı verimlilikle üretmeye devam ettiğinin farkındaydım. 2013 yazında Selim İleri'nin son romanı Mel'un dikkatimi çekti. Alt başlığı Bir Us Yarılması olan bu romanda İleri her zamanki anlatımının dışında, Güvenilmez Anlatıcı olarak adlandırabileceğimiz bir yöntemi kullanmış. Bu yöntemin bir çok iyi örneği var, Agatha Christie'nin Roger Ackroyd Cinayeti romanı, Nabokov'un Lolita'sı ya da sinemada Akiro Kurosawa'nın Rashomon filmi iyi örnekler arasında. Birinci tekil şahıs bu anlatımda anlatıcı olayları sübjektif bir şekilde, kendi perspektifinden anlatmakta ya da bazı örneklerde olduğu gibi açıkça yanıltıcı bilgi vermektedir. Kahramanı Sayru Usman birinci tekil şahıstan anlattığı öyküde aslında günlük yazımına benzer bir yöntem izliyor. Usman yıllardır sinema, tiyatro ve edebiyat dünyasına ucundan dokunan, yetenekli olduğuna inanan ama bunu hiç kimseye kanıtlayamayan bir anlatıcıdır. Günlüklerine tarih koymaz ve biraz bilinç akışına benzer bir tarz kullanır, olayları ya da kavramları aklına geldiği gibi, her zaman belirli bir düzene koymadan yazar ve anlatır. Az önce söylediğinin tersini söylemesi, terimlerinin doğru yazımının ne olduğunu tartışması, konunun ortasında anlattığından koparak daha önce takıntılı bir şekilde işlediği başka bir konuya atlaması hep bu tarzın özellikleri arasındadır. İşte bu yüzden de bu anlatıcıya fazla güvenemiyoruz. Karşı cinsle ilişkileri oldukça kısıtlı olmuştur ve Cahide Sonku'ya saplantı düzeyinde hayrandır. İşte bu güvenilmez anlatıcının zaman zaman kendiyle çelişen anlatımlarıyla Osmanlı'nın son dönemi ve Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki tiyatro dünyası (Darülbedayi, Muhsin Ertuğrul, Abdülhak Hamit ve Finten, Sarah Bernhardt, Cahide Sonku, August Strindberg), edebiyat dünyası (Nurullah Ataç, Tevfik Fikret, Mehmet Akif Ersoy, Charles Dickens) ve tarih dünyası (Hürrem Sultan, Kanuni Sultan Süleyman, Abdülaziz, Yıldırım Bayezid ve Timurlenk) Sayru Usman'ın keskin kaleminden nasibini alıyor. Metin devam ettikçe Usman'ın metni netleşeceği halde daha da karmaşıklaşıyor, bir süre sonra anlatıcı hakkında kuşkumuz gittikçe artmaya başlıyor. Gerçekten Cahide'nin son yıllarına tanıklık etmiş ve onun çevresinde yer almış mıdır, yoksa bu da onun yorgun aklının saplantısından yola çıkarak ürettiği bir hayal midir? Yayıncılara ve editörlere öfkesi gerçekten yayınlamaya çalıştığı ve kabul edilmeye eserleriyle mi ilgilidir yoksa bunlar onun genelde yayın dünyasına olan itirazlarının soyut birer örneği midir? Aslında bütün iyi kitaplarda olduğu gibi gerçeğin ne olduğu değildir belki de önemli olan, göreceli de olsa anlatılan olayların tetiklediği tartışmalar ve entellektüel beyin fırtınasıdır belki de katılmamız gereken. Kitap yukarıda sorduğum soruların yanıtını vermiyor ama usta anlatımıyla Selim İleri belki de her okuyucunun bunu kendisinin keşfedeceği bir yolculuğa çıkabilmemiz için bize gereken bileti veriyor, gerisi bize kalmış.
Mel'unSelim İleri · Everest Yayınları · 2019223 okunma
·
283 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.