·214 syf.····Okunma: 09 Eylül 2019 01:46 "Yaban-Yakup Kadri Karaosmanoğlu" çoğumuz bu şekilde not ettik kitabın ismini bir yerlere, çünkü not etmek zorundaydık, öyle ki hoca sınavda kitaptan soru soracak, okumazsak puan alamayacaktık. İşte böyle bir dayatmayla benim de ortaokul dönemimde harcandı bu kitap. Tek hatırladığım kolu kesik bir asker... Gerisini öyle derinlere gömmüşüm ki hatırlasam acı çekeceğim sanki! Bu dayatmalar, özet istemeler sadece bizim dönemde kalmayıp günümüze de ulaştı, kardeşim de kaçamadı bundan ve Yaban sevmeyenler derneğinin pırıl pırıl bir üyesi daha oldu. Kitabı elimde görünce de ilk olarak ‘’İnanamıyorum, gerçekten kendi iradenle mi okuyorsun bu kitabı?’’ dedi. Böyle böyle nice nesiller yetişti, sadece bu kitaptan değil daha pek çok kitaptan çoğu öğrenci nefret etti, bu nefret bazısında tek kitapla kalmadı, okumaktan soğudu kimisi. Elbette öğretmenler öğrencileri yönlendirmeli, elbette kitaplar önerilmeli, fakat çok mühim bir detay var. DOĞRU ZAMAN DOĞRU KİTAP. Yanlış kitaplar yanlış vakitlerde hele bir de zorlayarak öğrencilerin eline tutuşturulunca çoğu internetten özet okuyor, okumaya başlayan da bu çok sıkıcı bir iş deyip okumaktan soğuyor, işte koca Yakup Kadri’nin eğitim sistemimizden nasibini alması da böyle oluyor.
İşin aslına, Yaban’ın gerçekten ne olduğuna bakacak olursak hiç de düşündüğünüz gibi sıkıcı bir kitap değil. Bundan bu kadar emin olmamın sebebi benim de tarihe karşı hep mesafeli oluşum fakat bu mesafeye rağmen kitabı iki günde bitirişim. Bu referansa güvenerek kitabı elinize alın. Sayfaları açın ve Ahmet Celal’le tanışın. Konuyu kolu kesik bir askerin, emirerinin köyünde yaşadığı olaylar diye geçiştirmek istemem, ısrarla kitabı okuyun, şahit olun isterim. Köy insanıyla mevsimler geçirin, orak elinizde ot biçin, köylünün alın terinin kıymetini bilin. Ve Yakup Kadri’ye bu kitabıyla köylüyü aşağılamış diyenlere karşı çıkın. Çünkü kitap köylüyü aşağılamıyor, köylüyü aşağılayan aydın(!) kesimin hatasını yüzlerine vuruyor. Siz sıfatınızın hakkını veremediniz, bu insanları ışığınızla aydınlatamadınız diyor. Bunları söylerken kurgunun içinde kapılıp gidiyorsunuz, öyle ki adına sevda demekte tereddüte düşebileceğiniz hislere bile tanık oluyorsunuz, o dönemlerde bir göz oluyor, sanki yaşananları Porsuk Çayı’nın kenarından izliyorsunuz.
Tüm bunların yanında unutmamamız gereken en önemli husus, ders çıkarmak. Yaşananlardan, anlatılanlardan, bugüne aktarılanlardan sağlam dersler çıkarıp, geçmişin hatalarından yoğrulan doğrularla geleceğe sağlam adımlar atmak. Başta söyleneni unutmadan, çocukları kitaptan soğutmadan, tarihten bıktırmadan daha sağlam adımlar atmak, ileriye...