Söyleşiler demeti
Puan vermedi·480 syf.··
Beğendi
·
2019 72. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 19 Eylül 2019 01:24
Bu söyleşiler bir nevi içsel açılımı ortaya koyan, diyalog çağrısı yapan, ufuk açmaya elverişli karşılıklı söyleşilerden oluşmakta. Bu söyleşilerde derinlemesine kök salmış değerler, duygu, bellek işleyişi, geleneksel kültür mitlerinin önemi, aynı zamanda da diyaloğun kendiliğindenliğinin tek garantisi olan an deneyimi paylaşılmış. Bu söyleşiler, kendiyle ve aynı dünyayı paylaştığımız yakınımız olan ötekiyle ilişkilerde, varsayım ve bilgilerde yeni bir düzenin deneyimlenme alanı olarak düşünülmüş. Ulusların düşmanca karşı karşıya geldiği ve ekonomik uzamların yeri yurdu belirsiz bloklara benzediği, dinlerin birbiriyle konuşmadığı, değerler sisteminin politik çatışma içinde bulunduğu, temelde karşıt egoların güçlerini sınadığı ve bütün bunların da iyi bir düzen kurma çabalarına rağmen yaşandığı bir dünyaya kaçınılmaz olarak vardığını anlamak için uygarlığın ve politik yaşamın bütününü gözlemlemek yeterlidir, diyen yazar söyleşilerinde bu yönde değerli kişilerle görüşmüş. Bu kitabın niyeti, bu diyalog sürecini, ortak bir bilinç geliştirmek ve düşünme kapasitesini yeniden bulmak –ve özellikle, birlikte hareket etmek- amacıyla bütün bir politik uygarlık düzlemi üzerinde ilerleten bir harekete katkıda bulunmak olarak belirtilebilir. Yazarın kendi ifadeleriyle ifade edersek “Günümüzde, hızın, etkili ve verimli olmanın büyük önem taşıdığı dijital bir dünyada yaşıyoruz. Ama elektronik postaları ve acil sanal hizmetleriyle birlikte fakslar, uydular ya da bilgisayarlar da olsa, bunların tek etkisi ezici bir yoğunluğu güçlendirmek oldu; kelimenin gerçek anlamıyla dilsizlik egemen oldu ve varoluş metafizik ölçütlerini yitirdi. Sanal iletişim geliştikçe, insanlar arası diyalog bastırıldı ya da durdu. Günümüzde diyalog kültürünü güçlendirme olanakları bulmak acil bir hal aldı. Gerçek bir diyalog geliştirmek istiyorsak eğer, düşüncenin yeniden daha derin ve daha görünür olması gerekiyorsa, bu düşünceyi yavaşlatmayı ve derinliğini ölçmeye yatkın iskandillerle donatmayı başarmak gerekir. Bu yavaşlama süreci olmazsa, insan varlığının derin anlamını doğrulamaktan ve onu uygarlığa dahil edebilmekten giderek uzaklaşacağız. Özellikle bugün, daha bağımsız bir argümantasyon bulmak, kitle iletişim araçlarına ve buyruklarına boyun eğmemek ve örneğin kutsallık yitimi, yaşanan metafizik yokluğu ve ölümle ilişki gibi "nihai sorular"ı geri atmamak son derece arzulanır bir durumdur. Tam da J. Krishnamurti'nin ifade ettiği gibi: "Kim olduğunu öğrenmeye başlarsan, değişmeye çalışmasan bile, dönüşüm çoktan başlamış demektir.”
Felsefe
Bilgiler KitabıConstantin Von Barloewen · Aylak Kitap · 200826 okunma
·
72 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.