Gönderi

Puan vermedi·516 syf.··
Beğendi
·
2019 2. kitabı
Orhan Pamuk’u hiç sevmem. Liberal, ikinci cumhuriyetçi, halkının gerçek sorunlarına gözünü kapamış, Batı’ya kendini beğendirmek için şirinlikler yapan, Türkler bir buçuk milyon Ermeni’yi öldürdü diyerek Nobel almış biri. Ergenekon, Balyoz süreçlerindeki tutumunu biliyoruz. Yetmez ama evet deyip pişman oluşunu da. Bütün bunları bir kenara bırakıyorum, kendine menfaat sağladığı sığ dünya görüşü de beni ilgilendirmiyor. Tarih ve toplum elbette onu da zamanla yargılayacaktır... Önce kitabı okuyun sonra müzeye gidin. Kitap bence çok güzel onu baştan söyleyeyim. Uzaktan yoksul akrabasına tutkuyla bağlı, buna rağmen onunla evlenecek gücü kendinde bulamayan zengin bir işadamının; yetmişli yılların ortalarında başlayan, sokakların kan gölüne döndüğü, siyasi çekişmelerin had safhada olduğu bir dönemde, üstünden darbe bile geçmiş bir yaşanmamış aşkı. Yeşilçamvari bir roman... Bu romanı eleştirenler romanı gerçekçi bulmadıklarını söylüyor. Hiçbir erkek; sevdiği bile olsa evli bir kadının sofrasına sekiz sene oturmazmış. Zaten kimilerine göre sekiz sene kimilerine göre 1593 mutlu gün. Bana göre romanın gerçeklikten uzak tek kısmı; Kemal ile Füsun’un kırk dört gün üstüste sevişmesi. Füsun hiç mi regl olmadı? Burada biraz gerçeklik algım bozuldu ama olsun. Bazılar Kemal’in Füsun’a duyduğu duyguların aşk değil birer saplantı olduğunu söylüyor ama yanılıyor çünkü aşk zaten bir saplantı halidir. Kemal’in deyimiyle: “Aşk, onun yanında mutlu olmaktır...” Hatta onun yanında olamadığın zamanlarda, ona ait eşyalara gerçek anlamından daha yoğun anlamlar yükleyip, ona ait eşyaları biriktirmektir. Bu fikir çok güzel bence. Çünkü biliyoruz ki; insanın hayalleri bazen gerçek olmaz, müze olur...
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,3bin okunma
··
30 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.