Kitap Okuyan Adam

Kitap Okuyan Adam
@Kitap_Okuyan_Adam
İstanbul - Çanakkale
6 okur puanı
Mayıs 2019 tarihinde katıldı
Puan vermedi·516 syf.··
Beğendi
·
2019 2. kitabı
Orhan Pamuk
7.5/10 · 60,3bin okunma
Reklam
Puan vermedi·516 syf.··
Beğendi
·
2019 2. kitabı
Orhan Pamuk’u hiç sevmem. Liberal, ikinci cumhuriyetçi, halkının gerçek sorunlarına gözünü kapamış, Batı’ya kendini beğendirmek için şirinlikler yapan, Türkler bir buçuk milyon Ermeni’yi öldürdü diyerek Nobel almış biri. Ergenekon, Balyoz süreçlerindeki tutumunu biliyoruz. Yetmez ama evet deyip pişman oluşunu da. Bütün bunları bir kenara bırakıyorum, kendine menfaat sağladığı sığ dünya görüşü de beni ilgilendirmiyor. Tarih ve toplum elbette onu da zamanla yargılayacaktır... Önce kitabı okuyun sonra müzeye gidin. Kitap bence çok güzel onu baştan söyleyeyim. Uzaktan yoksul akrabasına tutkuyla bağlı, buna rağmen onunla evlenecek gücü kendinde bulamayan zengin bir işadamının; yetmişli yılların ortalarında başlayan, sokakların kan gölüne döndüğü, siyasi çekişmelerin had safhada olduğu bir dönemde, üstünden darbe bile geçmiş bir yaşanmamış aşkı. Yeşilçamvari bir roman... Bu romanı eleştirenler romanı gerçekçi bulmadıklarını söylüyor. Hiçbir erkek; sevdiği bile olsa evli bir kadının sofrasına sekiz sene oturmazmış. Zaten kimilerine göre sekiz sene kimilerine göre 1593 mutlu gün. Bana göre romanın gerçeklikten uzak tek kısmı; Kemal ile Füsun’un kırk dört gün üstüste sevişmesi. Füsun hiç mi regl olmadı? Burada biraz gerçeklik algım bozuldu ama olsun. Bazılar Kemal’in Füsun’a duyduğu duyguların aşk değil birer saplantı olduğunu söylüyor ama yanılıyor çünkü aşk zaten bir saplantı halidir. Kemal’in deyimiyle: “Aşk, onun yanında mutlu olmaktır...” Hatta onun yanında olamadığın zamanlarda, ona ait eşyalara gerçek anlamından daha yoğun anlamlar yükleyip, ona ait eşyaları biriktirmektir. Bu fikir çok güzel bence. Çünkü biliyoruz ki; insanın hayalleri bazen gerçek olmaz, müze olur...
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,3bin okunma
Puan vermedi·306 syf.··
Beğendi
·
2019 1. kitabı
Resim sanatına kabiliyetim sıfır hatta eksi bir diyebilirim. O derece ki düz çizgi bile çizemem. Hoşlandığım bir kızın resmini yapmak istemişimdir hep. Karakalem olur, suluboya olur, yağlı boya olur... Olmadı... Bir resim nasıl okunur, öğrendim. Renklerle düşünebilirim. Goethe abimiz ölmeden önce “biraz daha ışık” demiş. Işığı en iyi kullanan Rembrandt’tır bilirim. 16. yy’da Hollanda’da doğsaydım bende ressam olurdum. Şimdi olmadıysam tamamen Van Gogh’a olan saygımdan, en çok onu severim. O yüzden arada bir absenth içerim; karanlığın efendisi Caravaggio’yu anarım... Türk resim tarihi hakkında; üç beş isim dışında pek bir bilgi sahibi değilim. Tek bildiğim antikacılarda tabloların bayağı pahalı olduğu...Elbet günü gelince bizde süsleriz boş duvarlarımızı... Malik Aksel ve kitaba gelince; kitap çok güzel. Okuduğum en keyifli biyografi-anı kitaplarından. 2002 yılında okumuştum ilk defa. İyi bir ressam, iyi bir yazar Malik Aksel. İyi bir insandı belli ki. Külliyatını yeni bastılar...Okunası...
İstanbul'un OrtasıMalik Aksel · Kapı Yayınları · 201149 okunma
Puan vermedi·306 syf.··
Beğendi
·
2019 1. kitabı
Malik Aksel
8.5/10 · 49 okunma
Puan vermedi
Sadece reklam panolarında gördüğü yazarların kitaplarını okuyanların bilmediği bir yazardır Tahsin Yücel. Çevirilerini beğenmeselerde Türkçeyi en güzel kullanan yazarların başında gelir. Marksistlere göre cahil insanlar gerçek mutluluğu cennette yaşayacaklarına inanır, sıradan insanlar kendilerinin yaşayamadığı mutluluğu çocuklarında görmek ister, gelişmiş insanlar için istedikleri refah kendi ellerinde şekillenecektir, daha da gelişmiş insanlar için en büyük mutluluk devletin olmadığı yeni bir toplum düzenindedir...Şu an karşımda güzel bir kadın olsaydı ona “benim de mutluluğum, geleceğim senin ellerinde” deyip onu tavlamaya çalışırdım ama konumuzun bununla bir alakası yok tabi... Neyse...İşte bu yeni toplum düzenini kurmak isterken; bugün bile bulunması zor Feride gibi bir kadının ölümüyle sarsılan; zamanla ailesinden, arkadaşlarından, çevresinden, halkından kopan ya da koparılan - yıllar içinde kendine bir hayran kitlesi oluşturmuş ve Peygamber lakabını almış kırklı yılların ozanı - Rahmi Sönmez’in hüzünlü yaşam hikayesidir bu...
Peygamberin Son Beş GünüTahsin Yücel · Can Yayınları · 2019916 okunma
Reklam