Bir insan ya canını vermeli insanlar için ya da gölge etmemeli dünyamızda!
10/10
·380 syf.··
2019 22. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Ekim 2019 00:19
"Bir insan ya canını vermeli insanlar için ya da gölge etmemeli dünyamıza." Duvar ustası olmuş, okumayı az buçuk söküp köyüne dönebilen Yusuf bu cümleyi bellemişti sılada yaşadığı her gün tekrar ede ede. Dünyamıza gölge eden, patrondan çok patronculuk yapan, onca ter ve emeğe rağmen iki kuruş ancak kazanabilen ırgatın emeğine, ekmeğine göz diken ırgatbaşlarıyla; sistemin işleyişini önceden çözmüş ama anca gücünün yettiğini yolan fırsatçılarıyla; onca eziyete, haksızlığa, verilmeyen paydoslara, kısa tutulan molalara, haraç kesilen iki kuruşluk haftalığa, kurtlu kuru ekmeğe, taşlı pilava ve imansız ayrana cahilliğinden ya da ekmek kavgasından ses edemeyen ırgatlarıyla; bulunulan her durumda ve ortamda iki kat fazla, emeğine, bedenine göz dikilen kadınlarıyla tam bir Türkiye romanı. Sosyolojik olarak incelendiğinde Marx'tan ne kadar söz edilebilirse, o kadar övgüyü hak ediyor bu kitap. Bereketli Topraklar Üzerinde hiç de idealize edildiği gibi olmayan bir Türkiye görüyoruz. Köyde geçinemeyen, üç kuruş para kazanabilmek için sılaya giden üç arkadaş ve geriye dönebilen yalnızca İflahsızın Yusuf. Neşeyle hazırlandığı, şehri köyde şöyle anlatırım, beni böyle büyük adam bellerler diye geldiği gardan iki arkadaşının yasıyla, vicdanıyla, bekleyenlerine vereceği cevabı kafasında kura kura döner memleketine. Arkadaşlarından Köse Hasan daha gurbet zamanının başında soğuğu kapmış, ırgat ahırında sessizce ve sıla hasretiyle ölümü beklemiş; diğeri Pehlivan Ali önce bir "avrat" peşine yoldan çıkmış sonra da patoza bacağını kaptırmıştı... Ali'yi kopan bacağı değil, kan kaybı öldürmüştü. Ağası arabası kirlenmesin diye hastaneye yetiştirmemişti Ali'yi! Tanıdık gelmiştir belki bu hikaye Türkiye'nin acılarla dolu yakın tarihinden! Madendeki göçükten kurtarılan işçi ambulans kirlenmesin diye çekinmişti sağlık hakkına erişiminden. İşçiler ezelden alıştırılmıştı çünkü, nefisleriyle terbiye edilmişler, kuru kurtlu ekmeğe boyun eğdirilmişlerdi çünkü. Ağalar ve patronlara zeval gelmesindi, ekmek kapısıydı onlar çünkü... Ama kitabı okuyan herkesin de anlayacagı gibi sistem işçinin üzerinden dönüyor fakat işçi buna aymasın diye aza tamah ettiriliyor, sen çalışmazsan çalışan bulunur denerek bulduğuna şükrettiriliyor. Sistemin devamlılığını çoğu zaman patrona yaranmaya çalışan, küçük hesaplarının peşinde koşmaktan ve azıcık gözü/karnı doyurulunca kendisinin de işçi olduğunu unutan aracılar sağlıyor. Kitapta Çukurova'da bir tarla ve inşaat anlatılsa da, okuyan biliyor ki bu sistem bugün plazalarda da, akademik camiada da varlığını sürdürmeye devam ediyor.
Edebiyat
Bereketli Topraklar ÜzerindeOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20208,4bin okunma
·
18 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.