'Kafka eserlerinin tamamında çaresizlik; ezilmişlik, itilmişlik, zayıflık ve güçsüzlük öğelerini işler. Kendi içinde yaşadığı çıkmazları; çaresizliği, kopan fırtınaları aktarır bizlere. Bizler de aslında Kafka'dan farklı değiliz. O zaman aslında bizleri bizlere anlatır Kafka.
Tüm çocukluğu boyunca kendini değersiz ve işe yaramaz hisseden Kafka, bir yetişkin olduğu zaman da bu düşüncelerden bir türlü kurtulamaz. Otorite karşısında zaten zayıf olan bedeninin iyice küçüldüğüne, zayıf düştüğüne ve yok olacağına inandı hep.' 🤗Canım Kafka. Öncelikle Kafka tutkunu olduğum için eserlerinin her birini en az iki kez okuduğumu ve sübjektif yorumlarda bulunduğumu itiraf etmeliyim. Fakat tüm eserlerine sübjektif (bknz; TDK'ya göre "subjektif" doğru yazımdır. Dil Derneği'ne göre ise doğru yazım "sübjektif" şeklindedir. Ki 'Dil Derneği'ni baz almaktayım. ) yaklaşsam da genel itibariyle kitapseverlerin ve felsefecilerin "Mutsuzluk" eseri hakkındaki olumsuz yorumlarına katılmıyor da değilim. Evet, ben de "Mutsuzluk" hakkında çok mükemmel bir eser, işte şöyle yazmış, böyle düşünmüş, aslında böyle demek istemiş diyerek şiddetle tavsiye edemiyorum. Fakat ben Kafka'nın bende yarattığı hissi seviyorum. 'O'nun dünyasını seviyorum.Yazmış olduğu her satırı büyük bir hayranlıkla okuyor, özümseyip dünyama katmaya çalışıyorum. Hatta bazen onun dünyasına dahil olmakla yetinmiyor fikirlerini ,yaşam tarzını, kalbini, beynini, üslûbunu, bakış açılarını kendiminkilerle kıyas, hatta ve hatta birleştirmek gibi çılgınca işlere girişiyorum. (Ama inanın aramızda müthiş bir sinerji oluşmuş oluyor.Sanki eksik bir şeyler tamamlanmış gibi hissediyorum.) O Kafkaeskvâri havayı solumak bana her nedense iyi geliyor... 🤗 En başta da belirtiğim gibi bu eserini siddetle tavsiye etmiyorum. Kafka'yı ve eserlerindeki üslûbu seviyorsanız okuyun. Ben öyle yaptım, yapıyorum. Keyifli okumalar dilerim. #okudumbitti #tekrarokuyorum #minervaokuyor #biryerlibiryabanci #kafka #kafkaesk #kafkavari #deha