“Yapmamayı tercih ederim” ama yapmak zorundayım. Tıpkı karnımı doyurmak, uyumak ve kimsenin artığına ihtiyaç duymamak İçin çalışmak zorunda olduğum gibi.
Pasif direniş örneği diye alkışlanan bu kısa hikayeden pek haz ettiğimi söylemem. Direnişin bir amacı yoksa anlamını da yitirir çünkü. Gezi olaylarındaki ‘duran adam’ gibi demiş bir okuyucu. Kesinlikle katılmıyorum bu görüşe. Duran Adam bir ideolojinin simgesiydi. Oradaki duruş bir isyanın sesiydi. Buradaki katip ise, başkasının iş yerine ve hayatına çöreklenmiş biridir. Bunu devlet karşısında yapsa farklı bir anlamı olabilirdi fakat o işvereninin hayatını gasp ederek bunu yapıyor. Avukatın kendini sorgulaması da ayrı bir ilginçlik tabi.
Herneyse, ben fikrin uygulanış şeklini beğenmedim. Okuyup siz karar verin.