Şule Gürbüz’ün Kambur adlı eseri 1992 yılında İletişim Yayınları’ndan çıkmıştır. 1.- 4. baskı 1992- 2012, İstanbul. Bizim incelediğimiz 5. baskı 2013 yılında İstanbul’da basılmıştır. Kitabın kapağı, özel resim veya portre değildir. Suat Aysu tarafından kitap için özel olarak hazırlanmıştır. Kapaktaki yüz baş karakterimiz Kambur’u andırmaktadır.
Şule Gürbüz
1974 yılında doğdu. İstanbul Üniversitesinde Sanat Tarihi ile İspanyol Dili ve Edebiyatı, Cambridge Üniversitesinde Felsefe eğitimi aldı. Antika saatlerin tamiri üzerine ustalaştı. Bu alandaki çalışması 1997’de Dolmabahçe Sarayı’nda başladı. Çalışmalarını hâlâ Milli Saraylar Müdürlüğü bünyesinde sürdürmektedir.
Eserleri
Kambur, İstanbul: İletişim, 1992- Anlatı
Ağrıyınca Kar Yağıyor, İstanbul: Mitos, 1993- Şiir
Ne Yaştadır Ne Başta Akıl Yoktur, İstanbul: Mitos, 1993- Oyun
Zamanın Farkında, İstanbul: İletişim Yayınları, 2011- Öykü
Saat Kitabı, TBMM Milli Saraylar Daire Başkanlığı Yayınları, 2011- Sanat
Coşkuyla Ölmek, İstanbul: İletişim Yayınları, 2012- Öykü
Şahıs Kadrosu
Kambur: Jorobado tipi (önden bakılınca cüce, arkadan bakılınca tümsek görünen), burnu büyük, saçı dökülmüş, dişleri gri-mavi renkte ve öndeki iki dişi birbirinin üzerine binmiş, dudakları ince, sağ elinin küçük parmağı kopuk.
Fırıncı:*
Hanımefendi:*
Kambur’un ablası: Hayal ettiği ve filmlerde gördüğü gibi yaşamak isteyen, hayalleri ve gerçekler arasında sıkışıp kalan bir kadın.
Postacı:*
Kambur’un annesi:*
Kambur’un babası:*
Adam:*
Çiçekçi:*
*Şahıslar hakkında kayda değer bilgi yoktur.
Hikâye Düzlemi
Kambur rüyasında ince mermer sütunlar görür. Rüyasını düşünerek yürür ve bir gazeteciye giderek gazete alır. Gazete’nin ölüm ilanları kısmına bakarken bir isim seçer ve cenazenin yerini, saatini öğrenerek yerinden kalkar. Fırının önünden geçerken fırıncının laf atmasıyla fırıncı ile bir münakaşa yaşar ve cebinden çıkardığı bıçakla fırıncıyı bıçaklar. Biraz ilerleyince çocukken yaşadığı bir anıyı hatırlar. (syf.7-8) Cenaze yerine geldikten sonra bir yere gidip sıcak bir şey içer. Daha sonra Hanımefendi ile sohbet eder. Ablasının iş, okul, ve aşk hayatı ile ilgili bilgiler verip düşüncelerini söyler. Ablasını anlattıktan sonra bir günlüğü olduğunu söyler.(syf.37) Günlükte Napoleon’a mektup yazıp kendisine konyak göndermesini ister. Günlerce konyağının gelmediğini söyler. Konyakla ilgili postacıyı sorguya çeker.
Günlüğe göre Kambur 30 Ocak 1939, Salı 00:07’de doğar. Bir akşam Ay üzerine bir şiir okurken babası ona Ay’la ilgili saçma bir şiir okur.(syf.48) Yıllar sonra 19 Nisan 1962’de bir yere gidip bir masaya oturur. Ona laf atan adamla biraz konuşur.(syf.58) 15 Ekim 1971’de birisi politik görüşünü sorar ve o da böyle sorulardan nefret ettiğini söyler. Hayata dair görüşlerini bildirir ve günlük sona erer.
Karşısındaki daireye birisi taşınır ve bu konudaki olumsuz düşüncelerini söyler.(syf.77) Kontrbası bıçaklar, çiçekçiyi arayıp ölü çiçeği sipariş eder. O sırada bir mektup bulur ve okur. Bir süre sonra sipariş ettiği çiçek gelir. Çiçeği alıp cenazeye yetişmesi gerektiğini söyler ve gider.
Zaman
Günlük öncesi anlık bir zaman vardır. Günlük 3 Eylül 1839 Salı 23:00’da başlar, Kambur 30 Ocak 1939, Salı 00:07’de doğar. Bu zamana kadar 100 yıllık bir zaman geçer. 14 Kasım 1994 Çarşamba 22:20’de günlük biter. Günlüğün başlayış ve bitişi 155 yıllık bir zamandır. Kambur’un doğumu ve günlüğün bitişine kadar olan zaman da 55 yıldır.
Zaman kronolojik olarak ilerlemiş fakat postmodern anlatılarda olduğu üzere kahramanın kendine özgü bir zaman tasarımı vardır. Bu tasarımı, Fredric Jameson “şizofreni kuramı” ile açıklar.
Lacon’a göre, kişi kullandığı dil sayesinde kendine bir geçmiş, şimdi ve gelecek oluşturabilir. Şizofrenler dili normal insanlar gibi kullanmadıkları için bir geçmiş ve geleceğe sahip değillerdir.
Jameson, şizofrenlerde görülen bu zamansal süreksizliğin aynısının John Cage’in besteleri gibi postmodern eserlerde de görüldüğünü söyler.
Mekân
Kır yolu, cenaze- mezarlık, restoran- kafe, Kambur’un evi. Mekân belirsizdir. Mekân tasviri yer almaz. “Hyper mekân” postmodern anlatılarda değişken bir durumdadır. Neyin sahici olduğunu söylemek imkânsızdır. Normal zaman ve mekân kısıtlamaları ihlal edildiği için istenildiği kadar hikâye çıkarılabilir.
Söylem Düzlemi
Eserde birden fazla türe ait parçalar vardır, melez bir türdür. Örneğin; günlük, şiir, mektup. Sahneleme vardır. Diyaloglar görülmektedir. Geriye dönüşler mevcuttur. (günlükte anlatılanlar) İleriye sapım vardır. (syf. 38) Duraklama(mola) vardır. (günlüğün devreye girmesi) Çoğaltma vardır. (syf. 40)
Anlatıcı
Genel olarak kahraman anlatıcı hakimdir. Kahraman anlatıcının olmadığı yerlerde ilahi bakış açısı vardır. Anlatıcı postmodern anlatılarda olduğu gibi olay akışını durdurup farklı konulardan söz etmeye başlar. Okuyucu ile konuşur. (syf. 15) Ahmet Midhat gibi parantez içinde görüşünü bildirir. (syf. 26)
Tema
Ana Temalar
• Bireyin yalnızlaşması (Modern dünyadaki bireyin estetik kaygıları yüzünden yalnız kalma isteği)
• Ölüm
Alt Temalar
• Sonsuzluk
• Dostluk
• Hayâl
Anlatıda Yer Alan Eleştiriler
• Alışkanlık (syf.18)
• Arkadaşlık (syf.35)
• Yaratılış şekli (syf.16)
• Güven (syf.64)
• Kitap- yazar eleştirisi (syf.12)
• Şairler (syf.51)
• 40 tilki meselesi (syf.83
Leitmotifler
Yanmak: Kontrbası yakması (syf.7), ağzının “yandım” derken aldığı şekil (syf.16), ablasının tek bildiği kokunun “yanık kokusu” olması (syf.28), “insan ara sıra evini yakıp çıkıp seyretmeli (syf.70)
Kontrbas
Müzik: Yaşam müziği- cenaze müziği
Şule GürbüzKambur