Puan vermedi·265 syf.····Okunma: 12 Kasım 2019 15:50 İşgal kuvvelerince kuşatılmış istanbul ve içinde çekilen azaplar. Adı Cevat ( bu ismi kitapta çok az göreceksiniz) bir bölümde derviş bir bölümde karikatürist, bir bölümde yazar. Böyle bir dönemde çiçek çiçek dolaşan arı misali, biraz ondan biraz bundan. Bir gün kapısında sivil polisler, üsküdar emliyet müdürlüğüne, yüreği güp güp kimse demez nedendir. Emir; Ankara istiklal mahkemesi. Haydarpaşa garında bir adam Zekariya bey, yazısı yayınlanan derginin müdürü. Yazı, savaş yıllarında yaşanan üç askerin hikayesi. Lafı çok uzatmadan, Üsküdar, Cebeci, Ankara istiklal mahkemesi ve sürgün. Bodrum da üç yıl. Hesaplarınca on iki günde gidilebilir ama o günün işleri bugünden pek farksız işlemez. Üç buçuk ay sürer bodruma ulaşması. Bu yolculuğunu ve bodrumda yaşadıklarını betimleme ağırlıklı ele alır halikarnas balıkçısı. O kendisine böyle hitap edilmesini istese de ben " Kabaağaçlı" olarak anacağım kendisini. Sürgün olarak gittiği borduma aşık olur, öyle ki denizi ayrı, karayı ayrı sever. İki çocukturlar onun için.
Mavi sürgün aslında maviye aşktır. Kitabında sürgün edilmenin siteminden çok maviye olan tutkuyu görmekteyiz. Yukarıda da bahsettiğim gibi betimleme ağırlıklı bu kitapta betimlemelerin içinde boğulduğunuzu hissedebilirsiniz ama bir sayfayı okuduktan sonra yaşadığınız zevki tekrar yaşamak için aynı sayfayı bir kez daha da okuyabilirsiniz.
Kabaağaçlı ile olan Bu ilk tanışmamız bende hayata dair bir pencere daha açtı, gökyüzüne, denize, mayive bir pencere...