Dr. Gülseren Budayıcıoğlu ‘nun üç kitabını okudum. İlk okuduğum ise bu kitabı Günahın Üç rengi .
Öncelikle Gülseren hanım hakkında küçük bir bilgiyle başlamak istiyorum.
Gülseren Budayıcıoğlu aslında bir psikiyatrist olup yazdığı kitaplarında kurgu yerine kendine gelen hastalarının terapi boyunca birlikte yaşadıkları anlattıkları olayları isim meslek ve şehir değişikliği yaparak kitaplarına aktararak bizlere gerçek psikolojik vakaları hayat dersi, seans/terapi niteliğinde ulaştırmakta.
Durum böyle olunca kitaplarını okurken gerçekten bu trajik olayların yaşanmış olduğunu bilmek ister istemez insanın kanını donduruyor.
Günahın üç renginde;
Fahişeliğin kırmızı,
️Eşcinselliği gri,
️Mazoşizmi siyah,
olarak çerçeveleyen Budayıcıoğlu bu kadarı da olurmu dedirterek kanımı donduran hatta bir çok yerde sayfaya kilitlenip bom boş bakmama sebep olan Gülseren hanım ile hastaları arasındaki diyaloglarından “Şevket ağa” ile “Salih” in hayatını okurken çokça boş boş bir noktaya bakarak kilitlendiğim oldu.
Kitap bittiğinde ise kendinizi bir terapiden çıkmış gibi hissedeceksiniz.
Bu kitapta yaşadığım duyguların daha üstü olamaz sanırım derken Kral kaybederse’yi okudum ve bambaşka daha üst çıtada bir duygu yaşadım.
Psikoloji kitaplarını sevmiyor olsanız dahi Budayıcıoğlunun kitapları size iyi gelecek hayatı sorgulamak etrafınıza farklı bir pencereden bakmak ve şükretmek veya tedavi olmaya/oldurmaya teşvik edeceğine inanıyorum.