·168 syf.····Okunma: 11 Kasım 2019 15:57 Kırgız yazarımız Cengiz Aytmatov'un kaleminden harika bir hikaye...
Kitabım bitti aklımda bir sürü düşünceler oluşturdu bu kitap. İlk olarak yazarın kendi hayatından çocukluk dönemiyle, kitabımızdaki çocuk kahramanımızın benzerliği. Cengiz Aytmatov memur bir babanın evladıdır, babası ise Stalin'in temizlik kamplarında öldürülenler arasındadır. Babası öldüğünde yazar 9 yaşındaymış, annesi büyütüyor, babaannesinin hikaye, efsane ve masallarıyla büyüyor. Bu bölümü kitaptaki çocuk ile çok bağdaştığını düşünüyorum. Kitap bir çok farklı türü içinde barındırıyor. Altını çizeceğiniz ve yaşamın acı gerçeklerini yüzümüze vuran yerleri olmasının yanında efsanevi ve destansı anlatımı da fazla.
Beni düşündüren bir diğer konu ise sosyal hayata, toplumun en küçük yapı taşını oluşturan... dediğimiz aileye dair. İnsanlar mutlu bir yuva kurmak hayali ile evlenir, çoluk çocuğa karışır. Büyük veya küçük sebeplerle sonradan bu yuvalar bozulabiliyor. Benim en dikkat ettiğim nokta ise bu duruma maruz kalan çocuklar. Hiçbir suçları olmayan, anne, baba, aile sevgisinden uzak kalan çocuklar. Bu kitapta benim merhametimi en üst seviyeye getiren bu konuyla ilişkili olan bölüm : Beyaz gemide çalıştığını söyledikleri, dürbünüyle sürekli o gemiyi izleyen çocuğun, gövdesi balık, yüzü insan şeklinde bir canlı olup babasını görmeye gitmek istemesi. Bu konuda kendi kendine kurduğu cümleler.
Başka bir husus ise çocukların temiz dünyasından, yetişkinlerin pis dünyasına bakış. Yetişkinlerin adaletsizliği. "... Ama ne yazık ki büyükler hiç de çocuğun düşündüğü gibi davranmıyor, tam tersini yapıyorlardı."
"Çocuk kalbinin, çocuk ruhunun bağdaşamadığı her şeyi reddettin."
Keşke hepimiz çocuklar gibi temiz ve saf kalpli olabilsek..