Gönderi

Saatleri Ayarlayalım..
9/10
·382 syf.··
Beğendi
·
2019 51. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2019 21:46
Bu kitabı daha önce çok okumak istedim. Ama Saatleri Ayarlama Ensitütüsü diyince ben hep mecazi anlamlar çıkarıyordum. Yani gerçekten bu Ensitütünün var olacağını düşünmemiştim. Kitaba ilk başladığımda bunun hayal kırıklığı vardı. Ama isimlerin dahi özenle seçilmiş olduğu bu kitap beklemediğim bir şekilde benim içimi de sardı. Artık başlayabilirim.. Baş kahramanımız Hayri İrdal beyefendi,( her ne kadar ismini sevmesem de) tam da çağının adamı olarak karşımıza çıkıyor. Ve bu beyefendinin bir çeşit kendi ile hesaplaşmasını, anılarını okuyoruz. Sonuna kadar saatle ilginiyoruz ve belki ortalarında ensitütü ile karşılşıyoruz. En başta bir saat üstü olarak "mübarek" ile tanışıyoruz. Ama bu saat Hayri beyi çok defa yoruyor. Hayri bey ve etrafı sosyete olarak adlandırılan yani alt tabakadan çok da haberdar olmayan bir tayfa. Ben bu topluluğun hayal kırıklığını yaşadım içimde okurken. Hayri beyin çok sevdiği insanlar var . Ve bizim de onları sevmemizi istiyor. Ama ben ne Doktor Ramizi ne Halit Ayarcı yı bir kitap boyunca tebrik edemedim. Hatta Doktor ramiz hayatının yıkılmasına sebep adamdır diyorum ben. Baş kahramanımızı hep yanlış adamlar sarıyor bir bakıma. Ama erken yaşlarında mükemmel bir saat felsefesi görüyor. Saat ayarının da ne kadar önemli olduğunu bize de öğretiyor. İnsanların maddiyat ve maneviyat arasına ne kadar mesafe koyduğunu görüyoruz. Ve bu hâlâ devam ediyor.. Akrabalarının, eşin, dostunun hayatı sadece para olarak gördüğü bir Hayri İrdal işte.. O her ne kadar anlatı boyunca kendi tarafını tutmasa da ben hep onun gözüyle baktım ve onun gibi inandım. Çünkü bir bakıma Hayri bey reeldi.. E tabi bir takım boş işleri de vardı. En kızdığım tarafı çocuklarına veremediği önem. Bunu kimse okumuyor ama hissediyoruz. Bu yüzden en sevdiğim kahraman en çok görünmeyen Ahmet'ti. En tabi bir şekilde kurmacanın âlası var kitapta. Ama olabilirliğini zaman zaman kafamızda tartıyoruz. Hayri bey 'in anlatısını Nermin hanım için kurduğu şu cümlelerle bağdaştırıyorum. " Tıpkı daldan dala sıçrayan serçeler gibi düşünceden düşünceye atladığı için, daha üçüncü cümlede başladığı noktayı unutuyor, büsbütün başka mevzulara dalıyordu. Bütün hayatı, karmakarışık hâlde diliyle iki dudağının arasında yaşıyordu. Onun için kaynanasıyla tekrar evde kapanmaktan bahsederken birdenbire ilk kocasına atlıyor, oradan Küçük Mustafa Paşa taraflarındaki konaklarında geçen çocukluğuna sıçrıyor, daha sonra yeni aldığı şapkanın yakışıp yakışmadığını soruyordu." İşte tam da böyle bence. Çünkü konu edindiği kim varsa ordan oraya girip çıkıyor ,hepsini ayrıntılarıyla anlıyoruz. Ve dahası bu beni hiç rahatsız etmedi. Ama dediğim gibi birçok kişi ve dedikodu ile karşı karşıyayız. Bir anda noluyor felan diyoruz. Kitapta hoşa gidebilecek, anlam verilecek birçok cümle var. Birinde olmazsa birinde kendinizi buluyorsunuz. Sorun şu ki hepimiz inanarak bir yola çıkarız. Ama bazen inanan sadece biz oluruz. İnancımız kadar hayal kırıklığımız olur. Yani bence en çok Halit Ayarcı değil Hayri İrdal olunmalı. Ve para sadece hayatı düzeltir. Düşünceleri değil.. Aldandığımızı anlamadan aldanmamaya bakmalı.. Ben de eleştirdiğim Hayri İrdal gibi bir eleştiri yazdım buraya. Çünkü kitap hakkında çok düşündüm. Bir türlü cümleleri toparlayamadım. Sizin daha güzel eleştirileriniz olması dileğiyle.. Herkese iyi okumalar.. "İnsanoğlu insanoğlunun cehennemidir. Bizi öldürecek belki yüzlerce hastalık, yüzlerce vaziyet vardır. Fakat başkasının yerini hiçbiri alamaz."
Edebiyat
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 202352,9bin okunma
·
40 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.