Brida okurken bana çok keyif verdi. Herkesin ilgisini çekmeyebilecek bir konu aslında. Genç bir kadın olan Brida’nın büyücülük yolunda başından geçenler olarak özetleyebiliriz. Ama Paulo Coelho’nun anlatımı o kadar şiirsel bir hale dönüştürüyor ki kitabı. Simyacı’yı okumuş olanlar ne demek istediğimi daha iyi anlayacaktır. Simyacı da çok kısa bir roman olmasına rağmen insanı derinden etkileyen ve etkisi kolay geçmeyen bir kitaptı. Brida da belki bir Simyacı olmasa da benim için kesinlikle akılda kalıcı kitaplardan biri oldu. Özellikle büyü, reankarnasyon gibi konulara ilginiz varsa kesinlikte okumalısınız. Ben cadılıkla hıristiyanlığın kol kola gitmesini biraz garipsedim. Uzman olmamakla birlikte büyücülüğün pagan kökleri olduğunu ve bu köklerin de tek tanrılı dinler tarafından kesin bir dille reddedildiğini öğrenmiştim hep. Din konusunda çok katı fikirleriniz varsa biraz deli saçması ve sapkın bulmanız da olası tabi.
Brida’nın ruh eşini bulma çabaları sırasında büyücü ile yaşadıkları bence çok ama çok sıcacık ve içten. Büyücü’nün Brida’ya yaklaşımı, olacakları etkilememek adına kendine hep sınırlar koyması çok etkileyiciydi. Sırf o bölümler için bile okunabileceğini düşünüyorum. Büyücü’ye hayran olanlar için sonu çok tatmin edici olmasa da, bittiğinde “Aaa, ne çabuk” hissiyatı uyandırsa da okuyun derim ben...