8/10
·167 syf.··
2020 4. kitabı
Dostlukları çok eskiye dayanan iki arkadaşımız var: Çetin ve Ender. Çetin İstanbul’da geçirdiği yıllardan sonra tekrar memleketine yani Ankara’ya dönüyor ve Çetin’le bir ev tutmaya karar veriyorlar. Bu sırada eskiden yakın arkadaşları olan fakat on senedir Amerika’da çalıştığı için çok seyrek görüştükleri Fikret, Türkiye’ye geliyor. Fikret, babası ve üvey annesiyle birlikte Bodrum’a gitmek üzere çıktığı bir yolculukta trafik kazası geçirip ikisini de kaybediyor. Fikret’in Amerika’ya dönmesi gerekiyordur ama ortada bir sorun vardır; o da kardeşi Nihal’in yalnız kalmasıdır. Fikret‘in ise Ankara’da Ender ve Çetin’den başka dostu, akrabası yoktur. Hâl böyle olunca, Nihal’i onlara emanet eder ve Amerika’ya geri döner. Bundan sonra üçü birlikte yaşamaya başlar. Başta anne ve babasının ölümüyle sarsılan Nihal, iki gençle pek iletişim kurmazken zaman geçtikçe bazı işler değişiyor. Ender'in dediği gibi, "Ortada iki erkek ve bir kadın varsa, edebiyat ve sinema başımıza taş yağdırır, kolla kendini!" Olaylar Ender karakterinin gözünden anlatılıyor. Barış Bıçakçı’nın diline, anlatımına hayran kalmamak elde değil. Cümleler su gibi akıp gidiyor, sizi çabucak içine çekiyor. Kitabın melankolik bir tarzı vardı, belki de ölümle başladığı için ben öyle hissettim. Çok beğendiğim bir kitap oldu. Bugüne kadar hem ismiyle hem konusuyla hem de kapağıyla bu kadar dikkatimi çeken çok az kitap vardı. Ayrıca kitap 2011 yılında filmi uyarlanmış. Kitabı filmi izlemeden önce okumanızı tavsiye ederim. Film kesinlikle kendi kafanızda oluşturduğunuz görüntüyü değiştirebiliyor. Herkese keyifli okumalar diliyorum.
Edebiyat
Bizim Büyük ÇaresizliğimizBarış Bıçakçı · İletişim Yayınevi · 202010bin okunma
·
3 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.