·211 syf.··Beğendi
···Okunma: 06 Aralık 2019 01:14 Kitabı henüz 1-2 saat önce bitirmişken taze taze bir inceleme yazısı yazayım dedim.
Şimdi efendim kitap, yazar olmak isteyen Cem’in bir kuyucu ustasının yanında çırak olarak işe başlamasıyla başlar. Cem’in ustası olan Mahmut usta Cem’e hem ustalık hem babalık yapmaktadır. Cem daha sonra bir kadına aşık olur ve olaylar başlar.
BURADAN SONRASI SPOILER
SPOILER
Cem henüz 16 yaşında lise öğrencisi bir gençken yaz tatilinde Mahmut Ustasıyla birlikte su kuyusu bulmaya giderler. Molalarda veya akşam olduğunda kasabaya inen Cem, kırmızı saçlı kadınını görür ve aşık olur.
İlk aşk hayatı belirler mi ?
Kitap kanaatimce bu cümle üzerine yazılmış. Çünkü 16 yaşındayken ilk aşkını tanıyan Cem ölümü de yıllar sonra ilk aşkını gördüğü zaman tatmıştır.
Kitapta geçen iki hikaye var:
1) Yunan mitolojisinde Sophoklesin Tragedyası olarak da bilinen Kral lauis ile oğle Oedipus. Bir kehanete göre Kral Lauis’in oğlu babasını öldürecek ve annesiyle evlenecektir. Bunu duyan Kral Lauis yeni doğan oğlunu cellatların öldürmesini emreder. Fakat cellatlar küçük bebeğe kıyamaz ve bir dağın başına bırakır. Bir çoban bebeği bulup büyütür. Oedipus büyüyüp kralın oğlu olduğunu öğrenir ve kehaneti duyar. Ailesine zarar vermemek için bilmeden babasının krallığına gider ve yolda karşılaştığı babasını öldürür. Fakat Oedipus öldürdüğü adamın ne kral olduğunu ne de babası olduğunu bilmektedir. Kralsız kalan ülkede ise bilgelerin sorduğu soruyu cevaplayan kişi kral olacaktır böylece Oedipus soruyu cevaplayıp kral olur ve annesiyle yani kraliçeyle evlenir. Oedipus kralı öldürdüğünü bilmemektedir ve kralı öldüren kişiyi arama emri verir. Daha sonra kralı yani babasını öldürüp annesiyle evlenen kişinin kendisi olduğunu anlar ve gözlerini kör edip bir dilenci olarak yaşamına devam eder.
2) Diğer bir hikaye Firdevsi’nin 977-1010 yılları arasında kaleme aldığı “Şehname” adlı eserde geçen Rüstem ile Sührap hikayesidir. Rüstem bir gün ava çıkar ve farkında olmadan Turan ülkesine kadar gider. Rüstem dünyaca ünlenen bir savaşçıdır. Turan ülkesinde Rüstem’i gören Tahmina isimli kadın Rüstemden çocuğu olsun ister ve çocukları olur. Adını Sührab koyar. Tabi bu arada Rüstem çoktan memleketine dönmüştür. Çocuk büyür ve annesinden babasını öğrenir. Bir ordu kurulmasını ister. Amacı babasının ülkesine gidip herkesi öldürüp babasını kendi ülkesi İran’a getirip kral yapmaktır. Fakat İran şahı bunu duymuş ve çeşitli olaylarla Rüstem ile oğlunu savaş meydanında karşı karşıya getirir. Birbirlerinin kim olduğunu bilmeyen iki savaşçıdan Sührab babası Rüstem tarafından öldürülür. Sührab ölmeden önce Rüstem’in babası olduğunu anlar ve son isteği barış yapıp memleketine geri dönmesidir. Fakat Rüstem üzüntüden geri dönmez ve kendini çöllere atar.
İki hikaye de romandaki gibi baba-oğul çatışması üzerinedir.
Örneğin; Şehname eserindeki gibi Cem oğlunu bırakıp gitmiştir ve oğlu yıllarca onu aramıştır ve ona yaranmak istemiştir. Babasının yazar olma hayalini bildiği için şiirler yazması gibi...Tıpkı şehnamede olduğu gibi babasına İran tahtını vermek istemesi gibi..
Ya da Oedipus’un babasını öldürüp krallığa sahip olması gibi, Cem’in oğlu Enver de babasını öldürüp Krallığın-Sührab adlı büyük inşaat şirketi- başına geçmiştir.
Aynı babaya yaranma çabalarını aslında Cem de yaşamıştır. Bu yüzden Cem aslında hem Oedipus hem Lauis hem Rüstem hem Sührab’dır.
Orhan pamuk geçmişle günümüzü gerçekten çok güzel kurgulayıp kitabın sonunda da çok tatlı bir monologla kitabı bitirmiştir.