Gerek yazarın yanlış anlaşılma konusunda çok fazla çekingen olmasından dolayı, gerekse çevirinin dilin ahengini yakalayamaması, bu kitaba karşı beni mesafeli olmaya zorladı. Yazarın felsefe anlayışı benim düşüncelerim ile ters düşmesinin de önemli etkisi oldu. Kitabın başında ve sonunda iki kere “felsefeyi deneysel olmayan, genel ve ölçüncü bir bilim” olarak belirtilmesi yazarın samimi yaklaşımı olarak görüyorum ama Nietzsche’nin “bilime sanatın bakış açısından ve sanata da yaşamın bakış açısından bakmak” formülünü gerçekçi buluyorum. Caz dahil sanat kollarına yaşamın bakış açısı gereklidir ve bana göre hayatın içinde dolaysız yaşantı ile test edilemeyen felsefe mürekkep israfıdır. İkincisi diğer müzik türlerine göre açık ara deneysel bir tarz olan cazı, yazarın bu bakış açısıyla yorumlamaya çalışmasından dolayı felsefeden uzak bir caz kitabı ortaya çıkarmış görünüyor. Felsefi metinlere atıflar yoğun olsa da yazar tarzında felsefeye uzak kalmış. Benim beklentilerimi maalesef karşılamadı ancak caz hususunun daha fazla üzerine düşmek için teşvik etmiş bulundu.