Gönderi

9/10
·220 syf.··
Beğendi
·
2019 20. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 09 Aralık 2019 18:45
Yazarın hayata dair algıladıkları puzzle parçaları halinde kitabın içine dağılmış. İnsanın, eşyanın, tabiatın, yaşadıklarının onda uyandırdıklarını bir şair edası ile anlatmış. Her birimizin gün içinde, hayatımız boyunca ara ara geriye dönüp baktığımızda hatırlayacağı tatlı ve hüzünlü hatıraları var. Yaşadıklarımız kağıt üzerine sıcağı sıcağına o anki duygularımız ile yansır. Birkaç gün sonra yeniden elimiz kalem tutsa o güne dair duygularınızın farklı olacaktır muhtemel. Değişmeyen tek bir şey insan... Bir günlük. Huzur bulmak için gittiğiniz parkta otururken hayatınızın bir film şeridi gibi gözünün önünden aktığı bir anınıza sığabilen, geçmişe dair duygularınızı anımsadığınız... Askerlik yaptığınız yeri “bi daha görim hele” diye gittiğiniz Sarıkamış’ın kara kışında hatıralarla birlikte şehitleri düşünüp “üşümeye çalışırken” bir anda Güney Fransa’nın şirin ve sıcak bir tatil beldesinde kendinizi buluyor ve ısınıyorsunuz... Henüz konuşmaya başladığınız bebeklik günlerinizden bir bölümünü aralayıp gözünüzü dolduran gündüz ışığının hüzmelendiği, dünyaya ilk merhaba dediğiniz o dev odanın penceresini ve civarındaki eşyaları alzheimer hastası bulanıklığı ile hatırlayıp anlatırken, annenizin hayretle :“hatırlıyor musun gerçekten” dediği... Mali darboğaz yaşadığınız öğrencilik yıllarının İstanbul’un sokaklarında dolaşıyorsunuz , eve dönebilmek için üç kuruşluk otobüs bileti parası bulabilme umuduyla gözünüz yerde “maden” arayarak... Vietnam Savaşı ve dönemin politik olayları... sonucu belli bir savaşın tek kazananı patronların aynı masada içip keyif çatmalarına, dünya siyasetine yön vermelerine kahr ederken.... Dünyada iyi şeylerin de olabileceğine dair umutlarınızı yeşerttiğiniz şiir ve ona hayat verip başı boşluluktan kurtaran şair ne olmalı üzerine yoğunlaştığınız günleriniz... Babanızdan gelen mektupları anımsıyor, son cümlesindeki “namazlarını unutma” nasihatının hayatınızın bir düsturu olmasına katkı verdiğinden dolayı O’nu minnetle tekrar yad ediyorsunuz gözlerinizde yaşla...Gurbettesiniz... Kıbrıs’da vatani görevinizi yaparken yanından geçtiğiniz bir portakal bahçesini çekirge sürüsü gibi talan edip bir de üzerine “yetmez, gelecek günleri düşünmeli insan” saiki ile depolamak için cepleri dolduran ve de günlerce bitiremeyip nihayetinde koğuştaki yatak altından alıp bahçeye döken insan nefsinin doymazlığına şahit olduğunuz bir bölük askerin başında komutansınız... Dostlarla bir edebi sohbet meclisinde (NF) sıkılıyorsunuz sanki, biraz uzaklaşıyor ve gözünüze ilişen kitaplara odaklanıyorsunuz (üstadın) “burada konser var siz notalarla ilgileniyorsunuz” sözleri arasında yalnızlığı herşeye rağmen sevdiğinizi bir kez daha gösteriyorsunuz... Ve görünenin dışında algılayarak hayat verdiğiniz birçok eşya ve eylem betimlenmiş halde zihninizde ve kağıda yayılmış vaziyette... (NOT: Zaman, olay, yer akışı, tarihler üzerinde kronolojik takıntınız varsa, bocalayıp kalmak istemiyorsanız yazarın, Cahit Zarifoğlu’nun ayrıntılı bir biyografisini okuyun derim.)
YaşamakCahit Zarifoğlu · Beyan Yayınları · 202011,2bin okunma
·
11 Gösterim
4 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Maruf
Gönderi Sahibi
Şahsen genelin sıkça sarıldığı ün (best seller) yapmış kitaplardan, romanlardan çok kişisel gelişime, genel kültüre katkı sağlayacak kitaplara yönelirim. Her kitap insana katkı elbette sağlar. En azından dilinize katkı sağlar ancak birçok tavsiye edilen kitabın da "zihin inşaa ettiğini" de unutmayın. Hayat felsefeniz, görüşünüz nedir bilmiyorum ancak yaratılış gayenizi, varoluş sebebinizi bulmaya ve doğru ve iyi insan olmaya yönelik kaynaklara yönelin. Örneğin bir Makyevelli felsefesi üzerine kaynaklara yönelirseniz hayatta hep kazanmanın üzerine bencil bir kafa yapısı inşaa edersiniz veya Marx felsefesi üzerine kitaplar okursanız eşit ve imece usulü birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için sloganı etrafında toplanmış gözüken ancak birilerine sürekli hizmet ettiğinin farkında olmayan edilgen yapıda köle zihniyetli, hakkını aramak için sürekli slogan atan birey olursunuz. İnancınızı sömüren kaynağı tartışılan dini kitaplara yönelirseniz yine sömürülen bir birey olursunuz. Bu tür (yukarıdaki) kaynaklara alt yapınızı oluşturduktan sonra karşı tez oluşturmak amacıyla belli bir aşamadan sonra yönelmekte fayda var bence. Ben yaklaşık 4-5 aydır Yusuf Kaplan'ın 100 kitap serisi üzerine yoğunlaşmış durumdayım. Kitapların üzerine balıklama da dalmış değilim, tavsiye edilen her kitap hakkında bilgi toplayıp, yorumlara bakıyor öyle okuyorum. >>>yenisafak.com/hayat/yusuf-kap...
Maruf
Gönderi Sahibi
Daha somut birkaç şey söylemek gerekirse yazar yalnızlığı seven aynı zamanda utangaç bir yapıda. Sürekli etrafını gözetim halinde. Kitapta da anlattığı gibi çalışmak zorunda kaldığı ofis tarzı kapalı mekanlardan sıkılıyor. Dışarıyı, gezmeyi, gözlem yapmayı ve bunu da yazdığı roman, şiir..v.s. kaynak olması için ihtiyaç duyuyor. Yalnız kalmayı seven şiir adamı. Bir şairin yazması için yalnız kalıp gözlem yapması gerekir, yazar da sıkça yaptığı bu gözlem nedeniyle karşılaştığı her olaya bu yönde bakmış. Askerliğinin bir dönemini anlattığı Sarıkamış tren istasyonunda trenin gelmesi, orada çalışan hareket memurlarının ve yolcuların hareketlerini (ve de kitap boyunca yaşadığı bir çok olayı) şiirsel bir anlatımla, bol bol tasvir yapıp canlandırarak anlatıyor. Kitaptan çıkartılması gereken sonuç nedir diye sorarsan yazarın mesaj verme gibi bir derdi yok ki bir günlük okuduğumuz. Kitabın bazı bölümlerinde şiir, şair nasıl olmalı,sanatçının görevi nedir gibi tespitsel ve de kendince kuramsal açıdan bilgi mahiyetinde yazılanlar var ancak kitap bunun üzerine dönmüyor. Hani öğrencilik yıllarımızdaki edebiyat dersinde sıkça karşılaştığımız "kitabın ana konusu nedir?" sorusuna cevap bulamayız. Bir şiirden nasıl zevk alıyorsan yazarın hayatı boyunca yaşadığı ve günlük halinde topladığı duygularına, hayata, insanı algılayışına bu açıdan bakmak lazım.
Maruf
Gönderi Sahibi
Kitap akmıyor ki...zaman ve insan akıp gidiyor. Bir günlük okuduğunuz...ve yazarın gözüne takılanlardan algıladıkları. Kronolojik olarak bakmayın.Her bir tarih/yer başlığı altındaki yazanları bir zaman kesiti olarak alın ve üzerinde yoğunlaşın.
Çok güzel yazmışsınız tebrik ederim.
Ben de bugünlerde bu kitabı okuyorum. Bazı yerlerde cümleleri anlamadığım kitabının tabiri caizse akıp gitmediği yerler oluyor sizde oldu mu ? Bendeki sıkıntı ne acaba ?