- Çok yönlü yazarlardan olan Ahmet Murat tv programcılığı, akademisyenliği, şairliği haricinde de deneme türünde başarılı bir isim. Denemelerinde geleneğe dair hususlar bulabileceğimiz gibi gündeme dair hususlara da değinir. Farklı bakış açısıyla yazılan bu denemeleri adeta okuyucusuyla konuşuyormuş kaleme almıştır. Buğday hakkında konuşuyorken iş makinelerine, iş makinelerini konuşurken de kitaplara geçiş yapabilecek düzeyde hayata geniş perspektifden bakan bir yazardır.
Murat, kitabın ikinci denemesinde mahallelerdeki evlerden ailelerin statüsüne, konumuna, dünya görüşüne vb durumlara göre yemek kokuları geldiğine değinir. Annesinin eve girecek gıda hakkında çok titiz bir tavır aldığını vera ilkesine göre yiyip içtiğini aktarır. Marketteki nasıl kesildiği bilinmeyen sakatatların evlerine asla giremiyeceğinden de bahseder. Günümüzde bir gıda alırken helal-haram sorgulamasının olmayışı evimizdeki ilişkilerden tutun sağlığımıza kadar etki eden bir tutumdur. Ahmet M.’ın çocukluğunda yaşadığı kokuların yaygın oluşu günümüzde yok. Çünkü örneğin eskilerde köyde doğal usulle yetişmiş bir tavuk pişirildiğinde onun kokusu diğer mahalleden alınırken, günümüzde ne olduğu belli olmayan gayri doğal tavuklar bırakın mahalleyi kokutmayı odayı zor kokutuyor. Bunun sonucu olarak ise sağlığımızda ciddi sorunlar baş gösteriyor. Toplum olarak bir işe kalkışırken ne kadar temkinli olmamız gerektiğini açıklayan bir durum oldu bu.
Ahmet Murat kitaba ismini veren denemesinde insanın yapmakla veyahutta bilmekle zorunlu alanların haricinde bir uğraşının olmasını ve bu uğraşının diğer teorik kısmı öldüren, geciktiren bir vaziyetinin bulunmaması gerektiğini söyler. ‘Avarelik Görgüsü’ dediği bu kavram kişinin bir meselede akış haline geçmesidir. Bir öğrencinin öğrenmesi gereken meseleler,