Anthony Burgess'a beyin tümörü tanısı konulduğunda o zamanki eşinin geçimini sağlamak için ele aldığı kitaplardan biridir Otomotik Portakal. Belki de sırf bu sebeptendir öfkesi. Kitap ismi İngiliz bir deyimden gelmektedir:''Queer as a clockwork orange''.
Kitap 3 bölümden oluşmaktadır. Aynı senfonilerde olduğu gibi. Yazar aynı zamanda bir müzisyen ve çok iyi bir müzik bilgisine sahiptir. İşlenen temalardan biride müzik sevgisi ve müziğe(iyi bestelenmiş müziğe) ilgi duyan biri de suç işleyebilir. Ana karakter Alex (A-lex=kanunsuz) aynı Suç ve Ceza'daki Raskolnikof gibi masumiyetini yitirmiş, suç işleyen bir çocuktur. Alex suç işlemekten zevk alır, sadece zarar vermek ister.
İlk bölümde işlediği suçlar üzerine durulurken aslında öldürmek üzere gitmediği, kedileriyle yaşayan kadını öldürür. İkinci bölümde artık hapishanede, her türlü suçu işlemiş mahkumlarla birliktedir. Bu ona fazla gelir ve hep Rahiple birlikte takılır. İyi ve efendi görünür ki mükafatı biraz olsun istediği müziği dinleyebilmektir. Ludovico Yöntemi olarak geliştirilen, devletin suçluları ıslah etme yöntemi gündemdedir ve ilk denek Alex olacaktır. Alex o pis hapishaneden kurtulmak isteyerek güle oynaya kabul ettiği yöntem, daha sonra onun için azap verecek, tarifi imkansız kötü duygulara sebep olacaktır. Kötülüğü, suçu yine başka bir suçla önlemeye çalışan devlet, Alex'i uyarıcılar enjekte ederek koltuğa bağlayıp gözüne kıskaçlar takarak, her türlü suçun işlendiği filmleri gösterecektir.Daha sonra bunlara onun en sevdiği müzikleri ekleyip onun kıvranak izleyişiyle onun normalleşmesini bekleyeceklerdir. 3. kısımdaysa artık iyileşen Alex, o tımarhaneden kurtulup normal hayata döndüğünde evine gidecek sütünü içtiği annesini, ruhsuz babasını, odasını aynı bulamayacaktır. Kötü bir çocuk olsada ailesine dönmeyi beklerken şimdi bambaşka bir evdir orası orada son sütünü içip çıkıp gidecek ve ölümü isteyecektir. Ölüm için gittiği kütüphanede, zamanında kitaplarını yaktığı,dövdüğü yaşlı adamdan dayak yiyecek ve hiçbirşey yapamayacaktır.Daha sonra yuva diye sığındığı evde karısına tecavüz ettiği yazarı bulur. Kaderi, onu hep geçmişiyle sınamış, o olaydan sonra kadının öldüğünü öğrendikten sonra gitmek istesede artık gidememiştir. Yazar onu cezalandırmak isteyecek onu devlete karşı kullanacak, devletin deneyinin başarısızlığını ve kendi intikamı için bir odaya kapatıp Beethoven müziğiyle kendini aşağıya atıp intihar edişini dileyecektir. Ve Alex beklenen gibi intihar edecek ve ölmeyecektir, ancak devlet bunu örtbas edip onu ömür boyu parayla hediyelendirecektir. Böylece artık Alex yine sokakta çetedir. Ama içinde suç işlemek çokta gelmez ve Alex değişir,büyür. Eski çetesinin üyeleri polis olup artık yasal olarak şiddetlerini göstermektedirler. Ama başka bir Arkadaşının ise evlendiğini görür, nasıl olduğuna inanamaz ve bunu diler. Raskolnikof gibi o da iyiliği seçer, değişimi seçer. Çocuğunu düşünür, belki aynı yoldan geçecek çocuğunu... Alex bu kötü, yaşlı,pis dünyada büyür.
Kitap 1960ların İngiltere’sine göndermeler yapan bir distopyadır. Ancak bugün okunduğunda, gelişen dünyadaki suç oranında artmasıyla, günümüzde gerçeğe dönüşen şiddetle bizi karşı karşıya bırakmaktadır.
Muazzam akıcılıkta ve sarsıtıcı etkisiyle nacizane tavsiye edilir