Gönderi

8/10
·438 syf.··
Beğendi
·
2019 163. kitabı
Merhaba arkadaşlar. Hiç söyle bir düşünceniz oldu mu? Bir zaman sonra gideceğim yer, geleceğim burası olacak. Burası? Bir Akıl Hastanesi. Çoğumuz bunu düşünmüşüzdür ve düşünmekte de haklıyızdır. Neden biliyor musunuz? Çünkü içimizde bir yerlerde bir güç var ve bu güç gerek şartlar, gerek seçimler gerekse de karşılaştığımız durumlar nedeniyle bir patlama yapabiliyor. Bunu nasıl örneklendirebilirim? Misalen burada çok kaliteli bir okuyucu kitlesi var. Hatta -afedersiniz- tuvalette bile kitaplarını bırakamadıklarını biliyorum. Çünkü insanlardan korkuyor, çekiniyor, güvenmiyor, kimseyle arkadaşlık etmiyor, ayda yılda bir dışarı gezmeye gidiyor onun dışında işinde gücünde ve kitaplarından ayrılmıyor. Gerek matbaa baskısı gerek elektronik baskı olsun sürekli okuyan bir grubumuz var ve insanlardan çekinceleri onları bir süre sonra ruh hastası yapacak. Merak etmesinler ben de onlara katılacağım ilerde ve en azından nerede olursak olalım bir tanıdık görme hissi insana huzur verir. Neyse şu kitabın adının nereden geldiğini de yazalım da ayıp olacak yoksa koca kitaba. NAL aslında hastanelerde psikolojik tedavi görmüş olanların da anımsayacağı, hocaların da sıkça kullandığı NALLAMAK teriminin orijinali olacaktır. Misal: Nallayın şunu! Neyse, konumuza dönersek şöyle bakıyoruz. Türkçesi Haloperidol, Biperiden ve Klorpromazin. Bunların ticari isimlerinin ilk harfleri alınarak kullanılan bir terim. Bunun dışında örneklendirmeye devam edersek SEVGİ sorunu yaşayan dostlarım da var gene burada. Karşısındakine değer veren, onu önemseyen, en önemlisi ona da bir İNSAN olduğunu hissettiren kardeşlerimiz bunlar. Sahi, bnları söyleyince hemen akla AŞK geliyor? Bence bu zaman kaybı. Karşınızdakini İNSAN yerine koyup sadece insan olduğu için değer verirseniz bu yeter. Bakıldığı zaman bunu dahi yapamayanlar var ama nasıl yapsınlar. Çok sevdiğim, üstad kabul ettiğim bir insanın 2 dizesi yeter onları anlatmaya: Kaybetmedim Hiçbir Zaman Dürüstlüğümü ama Dürüstlükten Çok Kaybettim. Bir diğer dikkat çekeceğim husus İNCELEMELER. Mesela bu kitapta 14 benimle beraber 15 okuma mevcut. 3 benimle beraber 4 olan bu inceleme sayısında 4 kişiden birinin inceleme yaptığını görüyoruz. Neden buu kadar yüksek oran sizce? Ortalama 100-150 arası okumaya 1 inceleme düşer. Neden %1 olan bu rakam %25 seviyelerinde düşündünüz mü? İnsanlar çok beğenmiş ve kendi duygularını ifade etmek istemişler, etkilenmişler çünkü. Ne kadar uzun olursa olsun bir kitabın inceleme sayısı 20 25’i çok fazla aşmıyorsa ben hepsini okuyup öyle yaparım incelemelerimi. Kendime bir nokta ararım. Bazen de ya da her neyse uzatmayalım. Mesela bazı şiirler şarkılara konu olmuş deniliyor. Sayfalar 77 olduğunda Erkin Koray’ın seslendirdiği ÇÖPÇÜLER şarkısı -dillere pelesenk olmuş, güzel bir şarkıdır- Aşkımı Düşürmüşüm başlığı ile karşımıza çıkıyor. Gene sayfalar 84 olduğunda Betül Demir’in seslendirdiği (çok güzel söylemiş ama bir türlü yükselememiş) Çankaya şarkısının sözlerinin nereye ait olduğunu görüyoruz. Şiirin ismi: BENİ. Dikkatinizi çekmek istiyorum sırası gelmişken. Günümüzde 1 günde popüler olup 2 günde unutulan ama milyonları da kendilerini dinleyen AKILLI (!) sürü tarafından kapatıp götüren insanlara bakıyorum şöyle bir. Bunların ne şarkısını dinler, ne şiirini okur, ne filmlerini seyreder, ne kitaplarını okur, ne de bunlara destek olurum. Bir de şu kitabı göz önüne alalım. Hiç duymadığımız insanlar, AKIL SAĞLIĞI sıkıntılı olduğu için Hastaneye kapatılmışlar. Yazdıkları şiirleri, şiirlerin düzenlerini, kafiyeleri bir görseniz, bir okusanız, ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaksınız. Ah, ah. Elimden geldiğince kapsamlı bir inceleme tutmak istiyorum. Kitabın ilk bölümü bir tanıtım yazısı ile beraber şiirlere ayrılıyor. Az önce bu konuda fikrimi belirttim ama gene söyleyeceğim. Birkaç arkadaşa gönderdim ve çok beğendiler. Yani inanası gelmiyor insanın, hani görmesek. Bolca resimle de süslenmiş bir kitabımız var diyebilirim. İkinci kitap ise anılardan oluşuyor. Burada da gene yazılar arasında çok güzel sözler bulmak mümkün. Bu sözleri bir akıl hastası yazdığı için kendimden şüphelendim. Bir akıl hastası bile bunları yazabiliyorsa biz cümle bile kurmuyoruz dedim kendi kendime. Öyle güzel sözler vardı ki. Psikoloji okuyan dostlarıma gene tavsiyemdir. Kitapta verildiği şekliyle değiştirmeden aktaracağım. Bakırköy’ün 40. Yılı ve Bakırköy’ün 50. Yılı kitapları mutlaka okunmalı, özellikle Türkiye’de Freud ile yazışmış tek Türk Psikiyatristi İzzetin Şadan’ın Hatırat’ı mutlaka ama mutlaka okunmalı. Artık seçim sizin öğrenim görevlileri. Zaten işini ciddiye alan, bu işi severek yapan, insanlara yardım edeyim diye düşünenler bu kitapları evvelden yiyorlar bile. Bu işi ciddiye alanlar arasında dönemin en popüler insanlarından biri olan Doktor Adil Üçok öne çıkar. Kendisinden bahseden herhangi bir haber yahut resim olmadığı için biraz canım sıkılıyordu ama kitap bana bu konuda çok yardımcı oldu, kendisi ektedir. i.hizliresim.com/NLjqAY.png Son olarak da kitabın içeriğini paylaşarak veda etmek istiyorum. Esen kalın, keyifle okuyun efendim.. i.hizliresim.com/RgjBq1.png i.hizliresim.com/p5O9L0.png
NalAnonim · Telos Yayıncılık · 201335 okunma
·
75 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Hocam merhaba, İncelemeniz çok güzel, bilgilendirici ve açıklayıcı. İncelemenin sonunda İzettin Şadan nin Hatırat kitabını merak ettim internette bulamadım. Başka bir isimle mi yazılı aceba?
Sadık Kocak
Gönderi Sahibi
Yok kendi adıyla yayımladığı yazılar, şuan bazı mecralarda kısa makaleler halinde var elimde bunun PDF'i maalesef ki mevcut değil çünkü çok çok eski bir basım. Listeme ekledim ulaşabilirsem sizlere de ulaştırabilirim. İnşallah ulaşırım zaten çok kıymetli bir eser. Böyle eserlerimiz ne yazık ki rağbet görmediği için arşivlerde saklanıp unutuluyor meydana çıkarılmıyor. Aklımdasınız bu yazı için. :)