·232 syf.····Okunma: 13 Aralık 2019 15:44 Kitap hakkında çoğu kişi edebi yönden güzel değerlendirmelerde bulunmuş ancak ben kitaplara daha cok felsefi yönden bakmayı uygun buluyorum. Elinize bu kitabı aldığınızda diyalektik kavramının edebiyata uyarlamasını bariz bir şekilde göreceksiniz. Sizi kitabı okumadan önce küçük bir gezintiye çıkarmak istiyorum.
Yabancı bir ülkedesiniz tur rehberinizi kaybettiniz ve çok da acıktınız. Şehirde de sadece tek bir restoranın ışıkları yanıyor ve sizin güçsüz düşüp de ölmeden önce hemen açlığınızı gidermeniz lazım. İçeri girip bir sandalye çekiyor ve masadaki menüyü elinize alıyorsunuz. Orada ise sadece iki ayri yemek olduğunu görüyorsunuz: Bunlardan biri çok acı, bir diğeri ise tatlı mı tatlı bir yemegi temsil ediyor. Siz tatlı olanı istiyorsunuz fakat şef size seçim hakkı sunmadan acı olanı huzurlarınıza sunuyor. Başta kabul etmiyorsunuz ancak aç kalıp ölmektense bu yemegi kabullenmek zorundasınız. Masadan kalkıp gitmek istiyorsunuz belki de başka bir restoran bulabilirsiniz ama kimbilir belki de bulamayıp öleceksiniz. Kendi içinizde samimiyetsiz bir tatmin olma hali yaratıyorsunuz ve kaldığınız restoranın bu acı yemeği bir anda gözünüze makûlmuş gibi görünmeye başlıyor, sonra birden bu yemeğin iyi ve kötü yanlarını kafanızda tartar oluyorsunuz. Halbuki karnınızı doyurdunuz şef de size eve dönüş yolculuğunuzda uçağınızı kaçırmamanız için havalimanını tarif ediyor. Aklınızda evinizin cevresinde yöresel tatlı yemek satan yerler de var biliyorsunuz ancak o acı yemeği bir kez tattıktan sonra öteki tercih size son derece demode ve sade gelmeye başlıyor. Çünkü aklınızda eskiden olumsuz seçenek olarak nitelendirdiginiz o acı yemeğin tatli yönlerinin de olabileceği düşüncesi var. Hani belki de şef zaman geçtikçe hünerlerini daha da geliştirecek ve o acı yemeği altın tepside gökkuşağı desenleriyle bana sunacak diye beklentilere girmişsiniz. İşte tam da diyalektik düşünce orada devreye giriyor. Eski iyiniz kötü oluyor ve eski kötünüz de iyi. Peki "zaman" kavramı ihmal edilirse bu iki seçenek de sizin için hem iyiyi hem de kötüyü bir arada barındırmış olmuyor mu?
Sonuç olarak tam da orada hayatın özeti karşımıza çıkıyor: insanlar karşıtlar üzerine makul seçeneği nasıl belirlerim derken, hayat da su gibi akıp gidiyor. Siz bir karşıtı ötekine üstün kılmaya çalışırken: Zaman, karşıtlar üzerine; karşıtlar da sizin üzerinize mutlak bir güç olarak bayrağını çoktan dikmiş oluyor.
Sözün özü, bu kitap hayata bakış açınızı kesinlikle değiştirecek ve kitabı okudukça zaman kavramının seçimlerinizden daha önemli olduğunu anlayacaksınız.