Puan vermedi·415 syf.··Beğendi
···Okunma: 17 Aralık 2019 20:30 Türk edebiyatı, Türk edebiyatı... İtiraf etmeliyim ki Ahmet Hamdi Tanpınar ile tanışmadan evvel Türk edebiyatı hakkında ön yargılara sahiptim, sürekli bir karşılaştırma içerisindeydim fakat ne kadar yanılmış olduğumu çok çok iyi anlıyorum.
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın zihni külliyatı o kadar geniş ki, onu anlamak için, kelimelerinin altında ezilmemek, kaybolmamak için hassas bir duygu dünyası, aklî bir yeterlilik gerekiyor. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın bu yeteneği karşısında oldukça şaşkın ve mesudum.
Benim için çok farklı bir heyecandı, İstanbul Üniversitesinin Edebiyat Fakültesi Kütüphanesi’nde okuyordum, sahneler, psikolojik incelemeler diyaloglar ve şiir gibi akıp giden kelimeler arasında kalp atışlarımın yavaş yavaş artışına şahit oldum. O heyecanla hava almak için dışarıya çıktım, Türk dili ve edebiyatı bölümünün koridorundan geçiyordum, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın yürüdüğü koridorlar, odalar, o zamanki düşünceler, kıyafetler, insanların koşuşturmaları, kâğıtlar hepsi bir lahzada zihnime üşüştüler. O anki muhayyilemin verdiği zevk bambaşka bir deneyimdi. Bütün bunlara sebebiyet veren kelimelerdi, naif bir zihinden dökülen, ince ince işlenen kelimeler… Musikinin, sanatın, şiirin bir romana sığdırıldığı kelimeler…
Bana hissettirdiklerinden oluşan dünyamdan ayrılarak romanın içeriğine dönmeliyim:
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Dostoyevski’den etkilenişi birçok yerde kaçırılmayacak kadar açık bir şekilde hissediliyor. Bir edebiyat devinin diğer bir devin eserinin içerinde bulunması şahane keyifli bir olay..
“Evet, gorilden insana doğru yürüyüş. İyi hatırlattın. İstediğin harp, bu cümlenin sonudur. "Şimdi insandan tekrar gorile doğru mu gideceğiz?.." Dostoyevski, içinde bulunduğumuz çıkmazı en iyi gören adamdır.” (sf.101)
“Evet ben de biliyorum, o "olmazsa, her şey mübahtır" sananlar oldu.” (sf.313)
Huzur, II. Dünya savaşının yaklaştığı yıllarda, Nuran ve Mümtaz’ın aşkı anlatısı görünümünün altında, insan psikolojisine, metafiziğe, ölüme, felsefi düşüncelere, musikiye, siyasi eleştiriye, ferdi ve toplumsal özgürlüklere bolca ev sahipliği yapmıştır. Bu konulara eşsiz tarihi İstanbul manzaraları eşlik ediyor.
Değişimin eşiğindeki toplumda garbı savunan Suat, şarkı savunan İhsan, her iki tarafında harmanlanışını destekleyen Mümtaz gibi karakterlerinin fikirleriyle karşılaşıyoruz. Hepsi bir nevi huzursuzluk içinde, yakınmalar ve memnuniyetsizliğin içinde.
Tanpınar’ın, musikinin insan ruhu üzerinde uyandırdığı etkinin derinden hissettiği kişi olduğunu tahmin edebilmemiz oldukça kolay. Mahur Beste, kitabına adına veren bu musiki bol bol karşımıza çıkıyor.
“Yani sanatı seviyorum. Belki o bizi ölümün en iyi, en rahatça kabul edebileceğimiz çehreleriyle karşılaştırıyor. Şurası muhakkak ki, bir insanın hayatı bazen bir sanat eseri kadar güzel olabiliyor. Onu bulduğum zaman...” (sf.133)
Mümtaz ile Nuran’ın arasındaki aşkın cümlelere dökülmesi ve o cümlelerin canlılığı, saflığı ve hissiyatı derin bir zevkle okumamla birlikte durup hayran hayran kelimelere bakmamı sağladı:
“Madem ki o benim için artık her şeydir, o hâlde bütün kâinatımla ona taşınacağım.” (sf. 186)
“Düşünce, sanat, yaşama aşkı, hepsi sende toplandı. Hepsi senin hüviyetinle birleşti. Senin dışında düşünememek hastalığına müptelâyım.” (sf. 192)
“Kalbini kendimden azıcık uzakta duyduğum zaman benim için her şey bitiyor. En sefil mahluk oluyorum. Bütün ahengimi, vuzuhumu kaybediyorum. Bîçare bir şey oluyorum.” (sf.395)
Sadece ferdi konuların üzerinde durulmuyor, toplumsal konuları da olağanüstü gözlem yeteneği ve hassas bir kalple inceleniyor:
“Bir küçük çocuk kendisinden sadaka istedi. Ayağı, yüzü, gözü, elleri hep çamur içindeydi. O kadar ki, sesi bataklıktan çıkıyora benziyordu.
-Allah rızası için...
Mümtaz neredeyse soracaktı:
-Ne çabuk atıldığın çukurdan çıktın, nasıl böyle büyüdün?” (sf. 245)
Bu sahnedeki içler acısı durumu yüreğimiz sızlamadan okuyup geçmek mümkün mü?
Yapılan iğrençlik, sefalet, düşmanca davranışlar, insanların tutarsızlıkları altında ezilen bir ruhun yarattığı sessizliğin zorla kelimelere dönüşmek istemesi ve bu duyguları şiirsel olarak çok akıcı bir şekilde okuma şansına erişmem benim için büyük bir lütuftu. Ahmet Hamdi Tanpınar dünya çapında bir yazar olarak gönlüme tahtını kurmuş bulunmakta, keyifli okumalar diliyorum :)