Kırkbir yıl geçmiş aradan... Dayanılmaz yaşam yükünün, sorum yüklerimin ağırlığı altında bunalınca, ezilince, işte hep o sekiz yaşında beni ağlatan zavallı atların yokuşu tırmanışları gelir gözümün önüne, ağır yüklü arabaları çekmeye çabalamaları... Ben kendimi kırkbir yıl sonraki kendimi seyredermişim. Bilirim ki kamçı altında da olsa, tökezlenip yuvarlanılsa da bu yokuş çıkılacak, bu yük taşınacak, başka hiçbir umar yok... Önemli olan, yükün altında bile mutlu olabilmenin, yaşamın tadını çıkarabilmenin yollarını arayıp bulmak... Çıkacağız bu yokuşu, çıkacağız çünkü sorumlarımız oranında özgür olabiliyoruz; kaçış kurtuluş değildir.