·520 syf.··Beğendi
···Okunma: 05 Ağustos 2018 21:11 hayatımda okuduğum en etkileyici kitabın sonlarına yaklaştığımda, bir ağacın altında yalınayak toprağa basıyor ve aylaklığımı kutluyordum. kitabın gidişatı nedeniyle oldukça durgun bir kutlama oluyordu. her on sayfada bir; artık böyle aşkların, yoğunluğun, hassasiyetin, çok net bir dilin ve tutkunun olmadığını düşünüp çevreye bakıyor, sonra kitaba dönüyordum. jack london, her duyguya ve her düşünceye ayrı kelime bulup bunu ustalıkla kitabına yerleştirirken, ben yıllardır ruh halim ne olursa olsun sadece tek bir ifadeyle cevap veriyordum: iyidir ya
ne kendim inanıyorum, ne karşımdakini inandırabiliyorum. ki karşımdakine sorsam, alacağım yanıt da bundan farklı olmazdı. iletişim opsiyonlarının her tarafımıza yapıştığı, iletişim operatörlerinin tüm basın-yayınla bizi yalnız bırakmadığı bir zamana geldik ve kendimizi ifade edemiyoruz. içimizdeki sıkıntıyı anlatacak kelimeleri bilmiyor ve birkaç deste kelimeyle akşamı ediyoruz. oldukça dramatik olan bu novella yüreğime otururken, ne yapmalı diye düşündüm. bir çözüm bulmalı. martin eden olmalı dedim ardından. martin. eden.