Oblomov, Oblomov....
Ne yazayım, nasıl anlatayım seni...
Çevirmen şöyle diyor “ Türk okuyucusu tanıdıkları arasında Oblomov’a benzeyen insanlar görebilecektir.” Ne yazıktır ki ben kendimi buldum. Evet okurken çok sinirlendiğim yerler oldu, ama döndüm baktım kendime sinirleniyormuşum.
İşte böyle, kendimden çok şey buldum. Oblomov’u da kendimi de çok eleştirdim. Ve bu kitabı en değerli kitaplarım arasına yerleştirdim.
Dolu dolu bir kitap, herkese tavsiye ediyorum. Okuyup görmeniz, anlamanız gereken bir şey var:
Hayat Oblomovluk yapmak için çok kısa!