Ama hikâye şu: Bir varmış, bir yokmuş... Nohut oda, hiç yokmuş.
Yuvanın, duvardan duvara örülen ağ, ilmek ilmek dokunan nakış olduğu savıyla yola çıkan Nohut Oda, çok değil bir iki satır sonra yarattığımız mekânların kâğıttan kule olduğunu anlıyor
insanın huzur hayali değil, büyük çaresizliği!