Köşesinde oturmuş erken emekliliğin tadını çıkarıyor. Çalışmasına çabalamasına hiç bir gerek kalmamış. Nasıl olsa insanlar ve nefisleri ve fikirleri her zaman her yerde onun adına onun işlerini çokta kontrollü ve ustaca bir şekilde yapıyor. Her hangi bir pürüz veya küçük bir problem olunca yine onu suçluyor farkında olmadan yine onun işini yapıp ona doğru daha bir süratle ilerliyor. Aşk diyor ve her şeyi mübah görüp yine onun kucağında onu kahkahalara boğarak istediği her şeyi onun dizleri önüne seriyor. Sağlık diyor iyilik diyor aman ne olacak sanki diyor:şifayı onun gösterdiği reçetelerde onun gösterdiği yerlerde ve onun tattırdığı ilaçlarda buluyor bide yetmiyor da iyiliğin içinden de onu çıkarıp gözelce birde allayıp pullayıp şık bir elbiseyle giyindirip işte iyilik yani ne olacak sanki diyor! Hiç bıkmıyor başkasını daha doğrusu hep onu suçlamaktan. Bilmiyor musun onu suçladıkça onun elleri başını okşuyor! Sen ve nefsin sen ve fikirlerin bu olanları hep siz yaratıyorsunuz ve bide utanmadan o yarattı diyorsunuz. Dediğim gibi Şeytan köşesine geçmiş erken emekliliğin tadını çıkarıyor bide yetmezmiş gibi insanlardan gelen ekstra gelirle paşalar gibi huzur içinde yaşıyor.
Kitaba gelince;
Tolstoy'un yapmış olduğu her iki final de gayet makul ve olağan finallerdi. Aslında Tolstoy bu kitapta şeytanın bizim belirlediğimiz kişiler veya yapılar olmadığı ve aksine bizim fikirlerimizde veya nefsani damarlarımızda dolaşan bir tür kan olduğunu vurguluyor. Bir nevi arzu ve tutkunun bırakılamayacak hale gelince ne tür hüsranla biten sonuçlar yaratacağına çok ince bir üslup ile değinmiş. Gerektiği yerde gerekli bir açıklama ve gerekmeyen yerde de üstünü kapatıp geçmesi ekstra akıcılık ve bağlılık kazandırmış kitaba. Okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum ve tavsiye ediyorum.