·339 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Aralık 2019 21:49 Cemil Meriç'i bu kadar geç tanıdığım için çok üzgünüm, bir yandan da tanıyabildiğim için mutluyum. Kitabı okumaya başladığımda Cemil Meriç'in hayat hikayesini çok merak ettim. Bir tane belgeseli mevcut ama ne belgesel... Bir belgesel bir aydını ancak bu kadar iyi tanıtabilir, izlemenizi tavsiye ederim: belgeselin ismi "Türkiye'nin Ruhu Cemil Meriç". Kitaba dönersek, gerek bilgi olarak, gerek bakış açısı olarak bana çok şey kattığını düşünüyorum. Sadece çok fazla Osmanlıca kelime bulunduğu için çok az zorlandım fakat bu bile bana bir şeyler kattı; kelime dağarcığımı genişletti ve eski-yeni kelimeler arasındaki farklar hakkında düşünmemi sağladı. Cemil Meriç gerçekten bende çok fazla hayranlık uyandırdı; çoğu düşüncesine hak verdim diyebilirim. Abartmıyorum cümlelerin altını çizdiğim kısımlar, çizmediğim kısımlardan daha fazla oldu bu kitapta. Her Türk gencinin bu kitabı okuması gerektiğini düşünüyorum. Sadece hayat hikayesi bile biz gençlere çok büyük dersler veriyor; genç yaşta gözlerini kaybediyor, buna rağmen ne okumayı bırakıyor ne yazmayı, inadına körken daha çok eser veriyor, adeta kadere meydan okuyor. Ve sanki hissetmiş gibi kör olmadan yıllar önce şu satırları karalıyor bir mektubuna: "Ben de kendimi tahlil edeyim mi: Ya Reyhaniye kahvelerinde ömür çürüten, vaktiyle lisede okuyan ve çalışan fakat istidadı olmadığı için vazgeçen, basit, adi bir genç... Veya gözlerini, hayatını hakikati uğruna feda ederek nesl-i ati destanlarına bir zafer ve fedakarlık numunesi olacak hakiki bir insan. " 18 Temmuz 1935 Tarihli Mektup