·280 syf.··Beğendi
···Okunma: 31 Aralık 2019 17:49 Oscar Wilde bu kitabı çok farklı konuları, eleştirel bakış açısıyla kaleme alarak ortaya çıkarmış.
Mesela Büyük Britanya'ya değineyim. Avam Kamarasının bayağılığını sıkça yerip, özellikle yüksek zümrenin kendi aralarında yaptığı çay içme veya yemek yeme buluşmalarının sıkıcı, yapmacık ve samimiyetsiz oluşuna değinmiş. Lord Henry olmasa o buluşmalarda, bu deyiminde de haksız sayılmaz. İnsanların şekilci oluşuna, Dorian Gray'ın yüksek zümreden oluşu ve kusursuz fiziği nedeniyle yaptıklarına inanılmaması ve bunun Mr. Gray'da oluşturduğu kibir ile değinmiştir.
Gelelim kitabın bana asıl anlattıklarına.
İnsanlar masum doğar ve büyür. Büyürken tutunacakları bir dal bulurlar kendilerine. Bu babamız, annemiz, abimiz, ablamız veya aşık olduğumuz insan olabilir. Mr. Gray için portresinde ki gençliği olmuş bu dal. Bu portrede ki değişimler Mr. Gray'in karakterinede yansımıştır. Yani tutunduğumuz dalda ki çürükler bizim masumiyetimizi ve saflığımızı da zehirliyor ne yazık ki. Aşık olduğumuz insan ne kadar kötü davranırsa bize, bizde o kadar kötüleşiyoruz bir bakıma. Bu zehirlenmenin getirdiği durumu ise yeni bir başlangıç yapıp, yeni bir dal bulana kadar yaşıyoruz. Bulduktan sonra ise eski dala tutunduğumuz ilk gün ki, yani zihnimizin içinde sürekli dolanıp duran keşkeler, pişmanlıklar gibi duygular nedeniyle hala o günün anımsattıklarını ve yaşanan onca şeyi bir çırpıda silip yeni bir hayata adımımızı atıyoruz. Yeni bir biz, yeni bir heyecan ve yaşanmış onca şeyin tecrübesi gün yüzüne çıkıyor bir çırpıda.
Kitap o kadar çok şey anlatıyor ki, anlatmaya kalkışılsa bir kitap daha yazılır zannımca. Kitabın dili akışkan, seri şekilde okunacak bir sadelikte değil. Anlam yoğunluğu çok fazla. Bazen bir cümlenin üstünde 10 dakika durup düşünesiniz geliyor diyebilirim.
Keyifli okumalar...