Aslında okuyup bitirmesi fazla zaman almayacak bir kitap olmasına rağmen araya giren vize telaşı ve kısa bir aile ziyareti/tatili sonrası Adana’da bitirme fırsatını buldum. Daha önce filmini izlemiş ve kitaplar hakkında verdiği mesajdan etkilenmiştim fakat bir romandan esinlenerek yapıldığından bihaberdim. Çok uzun zaman boyunca çok satanlar raflarında yer edinmesi ile merak edip ön sözünü okuduğumda zaman izlediğim filimi hatırlayıp hemen satın aldım. Ray Bradbury’nin bu kitabını okuyunca verdiği mesajın sadece kitaplara düşman bir geleceğin kültürel , bilgisel ve inançsal olarak kayboluşu değil gelişmiş teknolojik yaşamlar içerisinde bir tür modern köleliğe ve monotonluğa itildiğini , sevginin , arkadaşlığın ve sohbetlerin yerini “aile” olarak adlandırılan saçma , çok boyutlu televizyon programlarının yer aldığını gördüm. Ve gördüğüm bu kabus maalesef ki sadece kitaptan bir kesit değil 2000 yılı sonrası hızla artan küreselleşme ve gelişen teknoloji ile beraber gündelik yaşamda pek çok kişinin dönüştüğü yaşam sitili idi. Yıllar geçtikçe azalan kitap okuma seviyesi , artan televizyon ve teknoloji bağımlılığı biz insanları yüz yüze konuşurken bile bir gözümüzün devamlı telefonda olmasına sebep olmuştur. Bu kitapta ki itfaiyeci Montag’ın sadece geçmişini sorgulaması ve değiştirmesi değil en azından benim günümüz dünyasını yazarın cümleleri ile mukayeseye almama vesile olmuştur. Bence teknolojinin kitaplar ve bireysel ilişkiler ile duygular ( aşk , sevgi ) üzerinde ki etkisini anlamak ve kitapların gerçekten dünyamızda ki önemini tekrar tekrar kavramak için okunması şart olan kitaplardan bir tanesi.