·328 syf.····Okunma: 13 Ocak 2020 00:37 Kitabı soluklanmak için elime almıştım. Evet puanı yüksekti, üstelik öneri ile seçtiğim bir kitaptı ama yine de bu kadar sevmeyi beklemiyordum.
Uzun zamandır böyle güzel, böyle tanıdık bir karakter okumamıştım. Ove hepimizin hayatına bir noktada girmiş olan huysuz ihtiyarlardan yalnızca biri.
Ove tam bir düzen adamıdır. Her şey belli bir düzende ilerlemeli ve her şey aynı kalmalıdır. Üstelik fazlasıyla da prensiplidir. Prensiplerinden ödün vermemek için herkesi karşısına alabilir. Bir palyaçoyu bile.
Ove için işler siteye yeni bir ailenin taşınması ile değişik bir hal alır. Kapıyı suratlarına kapatsa bile bir şekilde o kapının ardına geçmeyi başaran bu aile Ove için bir dönüm noktası olur adeta. Ove’nin başına gelenler ve bunlara verdiği tepkiler beni kitap boyunca güldürdü. Yer yer onunla birlikte hüzünlensemde beni güldürdüğünü anlar daha çoktu. O sert duruşunun altındaki kocaman kalbi gördüğüm için çok mutluyum.
Kitaptaki her karakter öyle güzel yazılmış ki onları sevmeden yapamıyorsunuz. Üstelik her birinin farkında olmasalar bile Ove’nin hayatına bir noktadan dokunmuş olmaları sizin onları sevmeniz için başlı başına bir sebep oluyor. Ama bir karakter var ki. Ove’den sonra en çok sevdiğim. Parvaneh. O olmasaydı Ove’yi onlar hayatına girdiği için böyle mutluluğunu gizlemeye çalışırken göremeyecekmişiz gibi hissediyorum.
İyi ki varsın Parvaneh.
Ve en çok da sen iyi ki varsın Ove.
Kitap bittiğinde böyle bir insan ellerimin arasından kayıp gitmişçesine üzüldüğümü ve ağladığımı belirtmeliyim.
Kitabın arka kapağında da dediği gibi; ‘ Ve işte böylece hiç tanımadığınız ama çok iyi tanıdığınız Ove’ye özlem duyacaksınız. Bir şekilde hayatınıza girmiş tüm güzel insanlara duyduğunuz gibi...’