AÇLIK- KNUT HAMSUN
Açlık romanı Knut Hamsun 1890 yılında yayımladığı ilk romanıdır. Eserde, yazarın gençlik yıllarda yazar olmak için verdiği mücadeleyi etkileyici bir biçimde bizlere anlatmaktadır.
Romanın başkahramanı Andreas Tangen, romanda ismi hiç geçmemektedir. Tek ideali yazar olmaktır ve bunu başarmak için parklarda, mezarlarda sabahlar. Çoğu zaman hep aç olan Andreas geniş bir hayal gücüne sahiptir.
Cebinizde beş kuruş paranızın olmadığını ve günlerce aç ve sefil sokaklarda gezdiğinizi, sırf midenize bir şey giriyormuş hissi versin diye tahta talaş çiğnediğinizi, açlıktan parmağınızı kesip emdiğinizi düşünün. İşte anlatacağım bu roman yazarın hayatından da izler taşıdığı için otobiyografik bir roman olarak nitelendirilmektedir.
Kiralık bir odada yarı aç ve sefil bir hayat sürmekte olan Andreas gazetelerde yayımlanan yazısından aldığı paralarla karnını doyurmaktadır. Çoğu zaman kalacak yeri olmadığından gecelerini parklarda geçirirdi. Çok aç kaldığında üstündeki eski püskü kıyafetlerini satarak karnını doyurmaktadır. Bu yaşadığı hayata rağmen yazmaktan asla vazgeçmedi. Hiç tanımadığı insanlarla dost oldu. Tanıştığı insanlara dair kafasında hikayeler kurgulayıp beraberinde yazıya döker. İş bulmak için pek çok yere başvuru yapar fakat hepsinden ret cevabı alır. Artık açlıktan halüsünasyon görmeye başlar. Yemediği hiçbir şey kalmamıştı yaprak, ağaç kabukları hatta açlığını daha iyi bastırması için dilinin altına taş bile koymuştur. En son çare olarak gururunu bir kenara bırakıp dilenmeye kalkışır; fakat bir şey elde edemez. Bir gün düşünceli ve aç bir şekilde parkta gezerken arkadaşı ile karşılaşır onun haline acıyan arkadaşı ona bir miktar para verir ve bir süreliğine de olsa karnını arkadaşının verdiği parayla doyurur. Parası tükendiğinde tekrardan normal aç ve sefil hayatına dönen Andreas açlıktan düşünemez duruma gelmiştir ve parmağını kesip kanını emmeye başlamıştır. Genellikle gündüzleri karnını doyurmak için uğraşırken geceleri ise mum ışığında yazı yazmaktadır. Bir gün gece yine yazı yazarken mumu biter. Andreas parası olmadığını halde bakkala mum almaya yola koyulur. Bakkala bakan kız Andreas’a yanlışlıkla para üstü verir ve o gün Andreas karnını doyurur. Yolda yürürken bakkalda gördüğü kızla karşılaşır ve uzun bir süre sohbet ederler. Uzun süren sohbetin ardından Andreas kıza aşık olur fakat açlıktan kızın hayal mi gerçek mi olduğundan emin olmaz ve yolda bir kaza geçirir ayakları aracın altında kalarak ezilir fakat açlıktan acı hissetmez. Ayağa kalkan Andreas artık açlıktan ne yaptığını bilmeden bir kasaba gider ve köpekleri olmadığı halde köpekleri için kemik ister ve o kemikleri kemirerek açlığını gidermeye çalışır. Yolda onun perişanlığına acıyan eski bir komutan ona para verir ve böylece açlıktan ve ölmekten kurtulur. Yine olduğu gibi bu parayla bir süreliğine karnını doyurur. Artık yazmaya mecali kalmayan Andreas pansiyon sahibine de parayı ödemediği için kovulur. Dayanacak gücü kalmayan Andreas rıhtıma gider ve İngiltere’ye gitmek için tayfa olarak yazılır. Hayallerinden ayrılarak İngiltere’ye yol alır.
YAZAN:
ALİ İHSAN YAMAN