Puan vermedi·126 syf.····Okunma: 16 Ocak 2020 03:07 Sayaka Murata “Kasiyer”
“Bir yanda ayrımcılığı sert bir dürtü ve arzuyla yaşayanlar; öte yandaysa bir şey düşünmeden bir yerlerde duyduğu lafları satmaya çalışıp ayrımcı terminolojiyi kullanmaktan öteye geçmeyenler.”
Keiko Furukura, on sekiz yaşından, otuz altı yaşına kadar, tam on sekiz yıl, aynı markette yarı zamanlı olarak çalışan, bekar bir kadındır. Evlenmemiş, düzenli bir ilişkisi (hatta hiç ilişkisi) olmaması, senelerce aynı yerde yarı zamanlı çalışması, çevresi tarafından sürekli eleştirilir. Tek ses, tek perspektif anlatımla, Furukura’yı Furukura’dan dinlediğimiz hikaye, benim için “kabuklu hüzün”.. Yüzeysel baktığımızda, basitmiş gibi görünen konu ve karakterleriyle, kabuğunu kırdığımda, gözlerimin dolu dolu olmasına sebep olan bir duygu ve samimiyet silsilesi.
Çocukluğundan itibaren süregelen garip davranışları, öğretmenleri ve psikologlar tarafından, ailede taciz, zorbalık vs mi var diye sorgulansa da, aslında hiçbiri. Karakterin mizacı, dış etkenler olmaksızın böyle. Eserin başlarında, duygudurum bozukluğu mudur neler oluyor diye düşünürken, ilerledikçe esas meselenin duygu ve durum bozukluğu olduğuna kanaat ettim. Furukura olaylara ya da insanların hissettiklerine nasıl tepki vermesi gerektiğini bilemiyor ya da onlarca yanlış tepki olarak algılanacak, hiç olmadık şeyler yapıyor. Market onun yaşamının odak noktası, normalmiş gibi rol yapabildiği, her şeyin yerine hakim olup, müşterilere ezberlenmiş yanıtlar verebildiği sabitlerini muhafaza edebildiği alan. Bir insanın, kendini insan olmaktan çıkarıp, sesleri, kokusu, sirkülasyonu ile özümseyip habitatı haline getirdiği yer. Hızlı ve hüzünlü bir okumaydı. Saygılarımla..