·336 syf.····Okunma: 19 Ocak 2020 20:44 Körlük denince aklımıza, gözlerimizi yumduğumuzdaki o karanlık gelir şüphesiz. Sonsuz bir siyahlık hayal ederiz. Oysa bu kitaptaki körlük beyaz bir boşluk olarak karşımıza çıkıyor ve kitapta belirtildiği üzere bembeyaz bir felaket olarak zihnimizde canlanıyor.
Sırayla herkese bulaşan fiziksel körlük , daha sonra insanların aslında böyle toplu bir felakete karşı örgütlenememesini , kutuplaşıp çatışmasını ve adeta insanlıktan çıkışını gözler önüne seriyor. Hatta bazı kısımlarda körlük ve ölmek arasında seçim yaptıracak kadar vahşet sahneleri gözümüzde canlanıyor.
Okuyucuyu sorgulatan, merak ettiren ve empati yapabilmesini sağlayan bir kitap. Hicivle alt metinleri olan bir distopya. Karakterlerle ismen tanışmasak da kuvvetli betimlemelerle hepsi akılda kalıyor ve artık isme gerek kalmıyor.
İmlâ bakımından alışılmışın dışında yazılmış. Konuşma işaretleri olmadığı ve noktalama işaretleri kısıtlı ( sadece virgül ve nokta var) kullanıldığı için bazı okuyucuları sıkabilir.
Genel olarak yazarın okuduğum ilk romanıydı ve beğendiğim yazarlar arasında yerini aldı diyebilirim.