Puan vermedi·126 syf.··Beğendi
···Okunma: 20 Ocak 2020 17:06 İsmine bakarak aldım kitabı. Çünkü çocukken hep kasiyer olmak istedim. Ütü masasını açar yanına geçer ve hesap makinesi ile evdeki eşyaları aldırırdım çocuklara. Kitabı alma hikayem aslında tamamen bundan ibaret.
Kitaba gelirsek... Kolay bi dili var, akıcı da nispeten. Akıcı olması bence şundan kaynaklandı ; bir şeyler olacak, olmalı, beklentisi ile okudum sanırım. Nitekim kasiyer Furukuro çocukken gördüğü tepkiler ile (baskı demek istemedim özellikle) sadece nefes alan, işini yapan, kısacası hayatta kalan bir karakter. Insanları analiz etme yeteneği var. Normal olanlara göre normal olan şeyler ona öyle görünmüyor diyebilirim. Hayatta yapabildiği tek şey olan kasiyerliği (kasiyer bi meslek aslında eki almalı mı bilemedim) en doğru yaptığı şey. Tutku demek az kalır. Onu hayatta tutan şey aslında. Bir kaç saatte okuyabilirsiniz. Çok şey beklemedim belki çok şey de bulamadım ama kitabın son sayfasını kapattığımda şunu dedim kendime: Yargıların ötesine geçip, kendin için kendin olabilmek için yaşaman lazım. İnsanların ne dediği önemli değil. Sen öyle istiyorsun diye öyle olsun hayatın. Çünkü sen öyle mutlusun!
Tavsiye etmeli miyim bilemiyorum ama bence okunmalı. Emeğe her zaman saygı duyarım.
Teşekkür ederim.