Tefrika şeklinde yayımlanmış olan roman, yazılış amacına uygun olarak, okuyucuda sürekli merak duygusu uyandırıyor ve oldukça sürekleyici ilerliyor. Aslında olayların gidişatı ve kitabın sonu tahmin edilebilir olsa da, kitabın içinden çıkamıyor okuyucu. Bunun en büyük sebebinin insan psikolojisini işlemede usta olan Dostoyevski’nin, bu romanında da karakterleri çok iyi işleyerek, okuyucunun bu karakterlerle bütünleşmesini sağlayabilmesi olduğunu düşünüyorum. Her bir karakterin duyguları ve düşünceleri okuyucuya o kadar iyi yansıtılıyor ki, okuyucu her bir karakterin davranışlarındaki motivasyonları anlıyor, kendini onların yerine koyabiliyor ve en sevimsiz karakterlere bile zaman zaman hak verebiliyor.
Kitapta aynı zamanda Dostoyevski’nin kendisinden de birçok şey barındırdığını görüyoruz. Kitabın ana karakteri ve anlatıcısı Vanya’nın Dostoyevski’nin kendisi olduğunu görüyoruz. İlk romanı İnsancıklar’da yaşadığı başarıya, sonrasında yazdığı birçok eserin beğenilmemesine ve bu beğenilmeme sonucunda maddi olarak düştüğü zorluklara detaylıca değiniyor. Aynı zamanda Vanya’nın Nataşa’ya duyduğu aşk ve Nataşa’nın Alyoşa’ya duyduğu aşk da yazarın kendi yaşamından izler taşıyor.
Kitapta kafama takılan tek nokta, Vanya gibi zeki ve analiz yeteneği yüksek bir karakterin, kitapta yeterince ipucuyla karşılaşmasına rağmen, kitabın sonundaki olayı tahmin edememesi ve parçaları birleştirememesi oldu. Bunun dışında sürükleyici olduğu, karakterlerin iyi işlendiği ve yazarın kendi psikolojik, ekonomik ve sosyal durumlarını görebilmemizi sağladığı için oldukça keyifli ve sevdiğim bir kitap oldu. Fyodor Dostoyevski