·119 syf.··Beğendi
···Okunma: 26 Ocak 2020 12:53 Herkesin mutlu ve huzurlu bir pazar geçirmesini dilerim. Victor Hugo’nun Bir İdam Mahkumunun Son Günü adlı romanını alalı bayağı bir zaman oldu ama okumaya başlayıp , bitirmek bugüne nasip oldu. Kitap pek çok kişiyi etkilemeyi başardığı gibi beni de etkiledi. Romanı okurken okuyucuya bir eşin , bir babanın , bir suçlunun İdam cezasına giden süreçte içinde bulunduğu ruh halini , yaşadığı hapishane ortamını ( Bicetre ) ve İdam cezasının infazına gelinceye değin ki psikolojiyi çok güzel bir şekilde işlemiştir. Özellikle kitapta hoşuma giden noktalardan bir kaçı : İdam cezasını eleştirmesi , bunu eleştirirken cezayı verenlerin suçlunun bulunduğu duruma düşmesinde toplumun ve kendilerinin de bir payının bulunduğunu söyleyerek eleştirmesi , özgür kalan eski bir mahkumun hem kimlikte damgalanarak hem de buna bağlı olarak toplum tarafından dışlanmasını , işsiz , aç bırakılmasını ve sonuç olarak tekrar suça meyil etmelerine sebep olmalarını eleştirmesidir. İdam mahkumunun alıntılarda da yer vereceğim gibi kızı ile ilgili cümleleri ve duyguları beni ağlatacak kadar duygu yüklü ve üzücüydüler. Dönemin Fransa’sında devrimden sonra gelen yönetimin kısa bir süreliğine giyotin infazını yasaklamalarının siyasetçilerin ve rütbelilerin kendi ekmeklerine yağ sürmek amacıyla olduğunu , suçlu dört bakanın bağışlanmasının halkın ve idam karşıtlarının gözünü boyamak için yapıldığını ve asıl düşündükleri olan kendi çıkarları ve emelleri dışında infaz edilecek olanların umurlarında olmamalarını söylemesi , dile getirmesi , eleştirmesi de çok ama çok güzeldi. ️
Alıntılar :
Yargılayanlar ve mahkum edenler ölüm cezasının toplumdan kendisine zarar veren ve daha sonra da zarar verebilecek olan birini uzaklaştırmanın önemi nedeniyle gerekli olduğunu söylüyorlar. Sadece bu söz konusu olsaydı, müebbet hapis cezası yetecekti. Öldürmek neye yarar? Hapishaneden kaçılabileceğini söyleyerek itiraz edeceksiniz, öyle değil mi ? Nöbetçileriniz görevlerini iyi yapsınlar. Demir parmaklıkların sağlamlığına güvenmiyorsanız, hayvanat bahçelerini açmaya nasıl cesaret ediyorsunuz?
Sadece jüri üyeleri solgun ve bezgin görünüyorlardı, ama bu yorgunluk hiç kuşkusuz bütün gece uyumamış olmalarından kaynaklanıyordu. Bazıları esniyordu; tavırları ölüm cezası vermiş kişilere hiç benzemiyordu ve bu iyi niyetli burjuvaların yüzünde derin bir uyku arzusundan başka hiçbir ifade yansımıyordu.
Zavallı küçüğüm! Seni onca seven, güzel kokular yayan beyaz, küçük boynunu öpen, elleriyle hiç durmadan İpek gibi saçlarının buklelerini okşayan, yuvarlak güzel yüzünü ellerinin arasına alan, seni dizlerinin üzerinde zıplatan ve akşamları Tanrı’ya dua etmen için iki elini birleştiren baban ölecek!