Puan vermedi·196 syf.··
Beğendi
·
2020 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2020 23:46
Aylar geçsin ve günler sonra bu kitabı tekrar elime alayım. Yüzümde bir gülümseme, yüreğimde hoş bir his belirsin. Son adaya, son insani köşeye sığınayım. Livaneli’nin kitapları arasında ilk üçe girer dediğim hatta okurken dünya klasiği okuyormuş hissini veren naçizane bir roman. Söylenecek o kadar çok şeyim var ki. Bütün hissiyatımı kendime saklayıp sizlere ‘’Sadece oku, lütfen.’’ diye minicik bir inceleme yazmam haklı bir davranış olur. Fakat yazmazsam delirirdim kalıbına sığınarak inceleme yazıma başlıyorum. Sade bir dil, yoğun duygular eşittir güçlü bir kalem. Konusu çizgisi dışında fakat kendi tarzında. İlk sayfalarda ütopik bir dünya ile başlasa da distopyaya geçiş yapan bir konu. Herkesin hayalini kurduğu ada, mekanımız. Karakterlerimizin isimleri yok çünkü isimleri boşver meseleye odaklan dermişçesine akıp giden satırlar sizi bir çırpıda son adadan son sayfaya ulaştıracak. Siyaset konuşulmayan bir evde büyüdüm. Bu yüzden siyaset kavramı hep ilgim dışında oldu. Nerede siyaset konuşulsa koşar adımlarla uzaklaşıyorum. Bu kavram açıldığı masada ses tonlarını farklı bir boyutta taşıyıp ortamı siyaset meydanına evirebiliyor hal böyle olunca insanoğlu anlatmak istediği konuda dinginliğini koruyamıyor. Ama yazarımız bu konuyu anlatırken sade ve huzurlu bir ortam yaratması ve anlatmak istediği duyguları yalın, akıcı bir dil ile anlatması tam olarak okuduğum en güzel kitaplardan biriydi diyebileceğim bir eser. Öyle ki dil ne kadar yalınsa yaşattığı duygularda bir o kadar kuvvetliydi. Bundan sonra ki yazdıklarım kitabı okuyanların okumasını tercih ettiğim satırlar. Yıllar önce dershaneye gittiğim yolda uzunca selvi ağaçları eşlik ederdi. Gün batımı, bulutlar eşsiz bir karşılıklı dizilen selvi ağaçları güzel duygularıma da şahit olmuştu. Onların kesildiği zamana denk gelmem benim hafızamda korkunç bir iz bırakmıştır. Ne zaman bir ağacın kesildiğini duysam, okusam veya görsem içimden ağlamak geliyor ve bütün dertlerim su yüzüne çıkıyor. Adayı gölgeleyen ağaçların kesildiği o sayfalarda içimde artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak düşüncesi belirdi çünkü kesilen bir ağacın yerini ne doldurabilir ki. Sonra martılar o güzel özgür ruhlu canlılar. Aklıma direk Martı Jonathan Livingston geldi ve martıların ruhunu onunla tanımıştım zaten. Son Ada ile de martılara bakış açım kesinleşti. Özgür ruhlu savaşçılar olarak simit atmaya devam edeceğim onlara.
Son AdaZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201362,1bin okunma
·
5 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.