·336 syf.··Beğendi
···Okunma: 31 Ocak 2020 22:21 Cengiz Han!
Tarihte çok önemli bir yere sahip olan bir lider. Gerek yürüttüğü savaş politikası, gerek ince zekası, gerekse ileri görüşlülüğü sayesinde tabiri caiz ise küçük bir köyden büyük bir ülke oluşturmuştur. Bütün Türkleri bir bayrak altında toplama gayesini dile getirmiş ve bunu da büyük bir ölçüde adını tarihe yazdırarak başarmıştır. Günümüzde dünyada büyük devletler arasındaki Rusya, Çin, İran gibi ülkeleri Moğollar karşısında boyun eğdiren bir hükümdar!
Cengiz Han’ın en çok takdir edilesi faaliyetlerinden biri de hiç kuşkusuz oluşturduğu yasa maddeleridir. Şahsen benim için ilk madde çok önemlidir. Bulunduğu zaman dilimi itibari ile büyük bir karar almış olup yasanın en başına din işini geçirmiştir ve “Tek bir Tanrı vardır. Bu Tanrı’ya tapılacaktır. Tek Tanrı’ya tapan dinler serbesttir.” demiştir. Günümüzde bu madde yanlış anlaşılabilir fakat o zamanın şartlarında muazzam bir maddedir. Çünkü tek Tanrılı dine mensup olmayan Çinlilere, Tibetlilere darbe yapmıştır. Onun haricinde budist, hristiyan, müslüman olanlara karışmamış olup dinlerine saygı duymuştur.
Yasadaki diğer maddeleri okuduğumuzda millet meclisi demek olan kurultayı her şeyden üstün tuttuğunu, idari teşkilata yenilikler yapıldığını, casusluk olaylarına karşı önlem alabilmek için hüviyet kontrolüne önem verdiğini, yiyecek sıkıntısını düşünüp belirli zamanlarda avlanmayı yasakladığını, zina, yalancı şahitlik, hırsızlık yapanların özellikle devletten para çalan hırsız milletin cebine elini sokmuştur diyerek cezalandırdığını görüyoruz.
Bu yasaları okurken beni tebessüm ettiren “Gök gürkerken suya girmek yasaktır.” yasasıdır. Eski inanışa göre gök gürültüsünü Tanrı veya ceza meleklerinin yürüdüklerini sanıp, başa gelebilecek kötülüklerden ancak suya girince kurtulabileceklerini sanıyorlardı. Cengiz Han, gençliğinde bu inanış sebebiyle savaş kaybetmiştir. Bundan dolayı da bu yasayı koymuştur.
Bağdat kütüphanesinin yakılması hakkında bu kitapta bilgi bulmak isterdim fakat yazar bu konuya değinmemişti. Yazarın dili akıcı ve anlaşılırdı. Arapça kökenli kelimeleri Timur kitabında olduğu gibi yoğun kullanmamıştı. Bununla beraber yazar konuyu uzatmadan anlattığı için okuyucuyu bunaltmıyor. Ben okurken zevk aldım. Umarım sizler de birgün bu kitabı okursanız zevk alırsınız.