·232 syf.··Beğendi
···Okunma: 03 Şubat 2020 17:59 Elektrik ihtiyacının bir kısmını ucuza karşılayan, yakıtı dönüştürülerek tekrar kullanılabilen, atomun çekirdeğinden elde edilen bir enerji türü nükleer enerji.
Aynı zamanda da insanlığın, doğanın, ekolojik dengenin, tüm canlı türlerinin; gerek öngörülemez kazalar yüzünden, gerekse atıklarının çok uzun yıllar zarar vermeye devam etmesi açısından en büyük yok edici gücü...
Nükleer ve radyasyon denilince ilk aklıma gelen A.B.D 'nin Hiroşima ve Nagazaki' ye attığı atom bombaları gelir. Tabii bir de Çernobil ve yakın tarihte meydana gelen Fukuşima nükleer santral kazaları.
Bir çoğumuz bu kazaları, terimleri ve nükleer santrale karşı yapılan eylemleri duymuştur. Ama işin biraz daha derinlerinde yatanlar var. Ve bu derine indikçe dehşet artıyor. Bu kitapta nükleer santrallerin gerçeği anlatılmış. İyi ki almışım, iyi ki okumuşum, sayın Filiz Yiğit korkmadan açık açık anlatarak, bu kitabı iyi ki yazmış.
Kitabı okumadan önce öyle yüksek paralara kurulan bu santrallerin çok güvenli olması gerektiğini, çok dikkatli olunduğunu düşünürdüm. Ama o kadar saçma ve ufak nedenlerle o kazalar olmuş ki ve getirisi götürüsünden kat kat fazla ki, şimdi insanların şiddetle karşı çıkmasını çok iyi anlıyorum. Size de kısaca kitaptan paragraflarla açıklamak istiyorum.
Bahçeşehir Üniversitesi' nden Prof. Dr. Erhun Kula, Mersin'deki nükleer santralin Türkiye' nin elektrik ihtiyacının yüzde 5'ini karşılayacağını anımsatarak șöyle diyor: "Ancak Türkiye'de retilen enerjinin yüzde 15 ila 20 kısmı, dağıtım
şebekesi içinde zayi oluyor ya da ulaştığı yerde çalınıyor. Sadece kayıp kaçağı ve sistem kayıplarını önlesek iki tane Mersin santrali eder. 25 milyar dolarlık santral yapmaya gerek yok."
Bir diğer paragraf da 'nükleerin yararı ve zararı nedir?' sorusuna kısa ve net bir yanıt niteliğinde.
" Oysa velev ki nükleer enerji çok ucuz olsun... Veley ki bir nükleer santral degil 3 bin ila 20 milyon kişiye istihdam sağlasın... Velev ki nükleer enerji Türkiye'nin dişa bagımlılığını azaltsın ve hatta direkt olarak bitirsin... Ne fark eder? Kaza riski bir türlü sfirlanamayan ve atık sorununa bir türlü
çözüm bulunamayan nükleer santraller gelecek kuşakların yaşamı da dahil olmak üzere yaşamımızı ve doğayı tehdit
ettikten sonra."
Hep düşünürdüm 'bir kısım biliminsanları ve bir çok ülke liderleri olumlu baktığına göre nükleer santralin zararları çok mu abartılıyor acaba?' diye. Ama yok, şimdi kafamda hiç bir soru işareti kalmadı. Eğer ki sizin de bu tür düşünceleriniz varsa tavsiye ederim, bu kitabı okuyun. Ayrıca kitapta burada bahsetmediğim bir çok şey var. O kazalarda müdahale ekibindekilerin başına gelenler gibi...
Son olarak aklımın almadığı tek bir şey kaldı. Sanırım onu da kolay kolay kabullenemeyeceğim. O da şu; bütün riskleri ve olabilecek kazaları, tehlikeleri bile bile, çıkarları ne olursa olsun, bu siyasiler neden bin türlü oyunla bu santrali Mersin Akkuyu'ya kuruyor? Ve maalesef 3 yıl gibi kısa bir sürede 1969'dan beri karşı çıkılan santralin yapımı bitmiş olacak. Sonuçta radyasyon etkisine maruz kalacak belki kendileri, eşleri ve çocukları bile olabilir. Bir de işin içinde Rusya'nın kuruyor olması var santrali ve onlara binbir oyunla verilen bu hakkın karşılığında bizim hiçbir söz hakkımız yok. Onlar yapıyor, onlar işletecek. Vasıflı elemanlar Rus. Ama zararı bize. Buyrun bakalım. "Yine şemşamer mezheplilerin bir oyunu daha" diyor ve ekliyorum: Kitap şiddetle tavsiyemdir efendim, okuyunuz.