Spoiler içerir !!!
Uzun zamandır okumamıştım Elif Şafak. Nedense eski kitaplarında bulduğum tadı bulamayacağım korkusu vardı içimde. Ancak bu kitap iyiki okudum dedirtti. Hatta kızdım kendime okumakta geç bile kalmışım diye. Kitabı okurken konusu istanbul olan hayat kadınları olan anadoluda kadın olmak olan filmlerin romanların içinden geçtim sanki. Bu kesinlikle bir kopya esinlenme değildi de sanki yeni bir tanıdığa gittiğinde alt sokakta eski bir tanıdığa rastlamak gibi. Bu tanıdık ve bildik gelen hikaye o kadar sıcak o kadar içten ki zaman zaman kendimi o beşliden biri gibi hissettim.
Elif Şafak kurgularını hep çok sevmişimdir zaten bu romanda da kurgu beni kendine bağladı ve roman aktı gitti. Elbette her Elif Şafak romanı gibi okunduktan sonra da akıldan çıkmayacak diyaloglar cümleler var. Romanı okurken hissettiğim bir diğer şey de adeta bir film izliyor gibiydim. Sahne sahne gözlerimin önüne canlandı her bölüm. Hatta bazen olayların içinde yaşadım. Leyla lüks otelin balkonunda sigara içip istanbulu izlerken sanki ben de soludum istanbulun eşsiz havasını. Gelin çıkarken genelevden klarnetin sesini duydum sanki. Daha pek çok defa yaşadığım bu hislerle akıp gitti roman.
Kalemine yüreğine sağlık Elif Şafak.