·83 syf.··Beğendi
···Okunma: 05 Şubat 2020 00:49 Olay New York'tan Buenos Aires'e hareket edecek olan büyük yolcu gemisinde geçiyor. Yazar olayı birinci ağızdan bize naklediyor fakat olayı nakleden şahsın adını bize bahşetmiyor. Gemide dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic'in olduğunu arkadaşından öğrenmesi sonucu onunla tanışmak hatta onu yenemeyeceğini bildiği halde onunla bir oyun oynamanın hoş olacağını düşünür hikaye edici. Ve kendi kendisine algıda seçicilik oyunu oynayarak, geminin salonlarının birinde eşiyle beraber satranç oynamaya koyulur. Oyuna McConnor isimli ve İskoçyalı olan bir yeraltı inşaatları mühendisi de katılır. Mirko'nun bu oyun dikkatini çekince uzaktan hamlelere ve oyun tarzına bakıp bu oyunun basit bir oyun olduğuna kanaat getirir getirmez olay mahalini terk eder. McConnor gidip onunla güvertede konuşur fakat Mirko, anlaşması olduğunu ve para almadan karşılıksız olarak kimseyle oyun oynayamayacağını beyan eder. Ücreti ödedikten sonra oyun masasına otururlar, Mirko ben tek hepiniz bir der ve onlar yenilirler. McConnor rövanş isteyip ücreti ödedikten sonra ikinci oyun başlar, sıkışıp zorda kaldıkları anda arkadan bir ses süfler gibi yardıma yetişip yardımcı olur ve oyun berabere biter. Mirko o yardımcı şahsa yönelip kendisini alt eden beynin o olduğunu anlayınca esas onunla bir rövanş ister. Fakat o kişi en son lisede satranç oynadığını bunu yapamayacağını beyan edip oradan ayrılır, daha doğrusu kaçar. Bu süfler satrançcı avukatlık bürosu olan ve Hitler'in Avusturya'yı feth etmeden önce hikayeyi anlatanın da ülkedaşı olan bu adam yani Dr. B, imparatorluk ailesinin bazı üyelerinin fonlarının yönetimi yapan bir hukuk bürosu varmış. Hitler'in ordusunun Avusturya'ya girmesi sonucu Dr. B Gestapo yani Hitler Almanyasının polis örgütü tarafından gözaltına alınır. Çünkü kraliyet ailesinin mektupları, yazışmaları ve para akışı onun elinden geçmişti. Gestapo tarafından hapse atılmak yerine yine kendileri tarafından idare edilen bir otele yerleştirilir. Oda camı demir parmaklıklı, odada, defter kalem kitap vb hiçbir şey bulundurmak yasak, kapıdaki muhafızla konuşmak yasak. Ara sıra sorgu odasına getirilip sorguya çekiliyor sonra odasında hiçliğe ve yalnızlığa terk ediliyordu. Kendisiyle bir başına kalıp psikolojik uyarmalara maruz kalıp delirmenin eşiğine gelir. En son bir sorguda odadakilerin birinin cebinde bir kitap olduğunu fark edince heyecandan aklı çıkacak gibi olup kitabı çalmaya karar veriyor. Kitabı çalıp da odasına geldiğinde bu kitabın yüz elli satranç şampiyonluk oyununu bir araya getiren bir seçkiden başka bir şey olmadığını görünce dünyası yıkılır. Fakat hiçlikten kurtulmak için bu kitabı okuyup yüzleşmek zorunda olduğuna kanaat getirir. Yatak örtüsünü satranç tahtası yapıp ekmek kırıntılarından da figürleri temsili olarak oluşturduktan sonra beyninde şekiller oturuncaya kadar denemeler yapar, artık beyninde bu satranç düellolarını oynamaya ve kendi kendisiyle rakip olmaya başlamıştır. Zaman ilerledikçe bu işin piri haline gelen Dr. B belli bir süre sonra kendi içindeki kendisiyle boğuşmaktan yorgun düşüp, aklını kaybedecek seviyeye gelip çıldırır. Muhafıza saldırıp camları kırıp elini kesmesi sonucu hastaneye kaldırılır. Fakat bilincini o derece kaybetmiş ve kendinden geçmiştirki nerde olduğuna, başına ne iş geldiğine ve niçin burada olduğunun farkına ancak doktorla konuştuktan sonra varır. Doktor onu ve ailesini tanıdığını serbest kalmasına yardım edeceğini bildirir ve sözünü de tutar. Gestapo tarafından 14 gün içinde ülkeyi terk edeceğine dair bir belge imzalattırılarak ülkeyi terk etmesi istenir. Bu arada Hitler tüm Avusturya'yı hakimiyeti altına almış durumdadır. Geçmişini hikayeyi bize akseden şahsa anlatıp da içini döken Dr. B, Mirko ile sadece ama sadece bir el oyun oynamayı kabul eder. İlk partide Mirko'yu ezerek yenmeye yaklaşmışken bu yenilgiyi kabullenemeyen Mirko taşları dağıtarak sonucu görmeden yenilgiyi kabul eder. Ve rövanş ister. Dr. B hemen kabul eder, kendisini uyarmalarına rağmen aldırış etmeden oynamaya başlar, Mirko'nun her hamlede on dakika karar verme süresi olduğu halde bazen dayanamayıp ona oynaması için bağırmaya başlar. İleriki hamleleri gözünde canlandırıp da onu yeneceğini beyninde tasarlayan Dr. B bir anda Mirko henüz oynamamış ve sırasını bile salmamışken taşını oynatır ve şah der. Mirko onu bozarak burada şahlık bir durum göremiyorum, seyirciler görebiliyor mu hem elimi bile oynamadım deyince, kendi kendisiyle oynadığı o satranç buhranlarına geri dönüp agresif hareketler sergilemeye ve anksiyete benzeri hareketlere tutulduğunu fark eder. Olayı bize akseden hikaye edici, Dr. B'nin kolunu sıkarak onun kendisine gelmesini telkin eder. Durumun ciddileşeceğini ve satranç zehirlenmesine tekrar tutulacağından korkan Dr. B, masadan kalkıp seyircilerden özür diler ve Mirko'nun karşısında saygıyla eğilerek masadan ayrılarak artık oyuna devam edemeyeceğini beyan eder. Masayı terk ettikten sonra, satranç tahtasına göz gezdiren Mirko, rakibinin bu şah diye bağırmasının kendisinden çok daha fazla hamle sonrasını hesaplamanın bir sonucu olduğunu anlar... Ve...
Son olarak Mirko Czentovic yerinden kalktı ve yarıda kalmış olan oyuna bir kez daha baktı. "Yazık," dedi yüce gönüllülükle. "Oysa hücum hiç de kötü düzenlenmiş sayılmazdı. Bir acemiye göre bu bey, aslında alışılmadık ölçüde yetenekli.
***Dostoyevski'nin eserlerinin tadını aldıktan sonra kuru cümlelere tahammülü kalmamış birisi olarak, uzun süre sonra tatminkar cümleler kuran ve analizler yapan Stefan Zweıng ile tanışmış bulunuyorum. İlaç gibi kitap, ruhu okşuyor, insanı yormuyor. Benim imkanım olmadı fakat şöyle çalışma masası üzerinde bir satranç tahtasına bakarak bu eser okunsa daha iyi anlam kazanır insan aklı ve ruhu içi daha tesirli olur diye düşünüyorum. Kitapla boğulmanızı tavsiye ederim. Esen kalın...